Okuyuş

Kelimeler

KAZÂ:قظي

Hacetini gidermek, borcunu ödemek, işi bitirmek, tamamlamak, tebliğ etmek, yerine ulaştırmak,  sağlam bir şekilde yapmak, beyan etmek, bildirmek, emretmek, kadı,  hakim, infaz etmek, ölüm, mahkeme, hüküm,

KEBERA:كبر

Bir adam diğerinden yaşça büyük olmak, makam ve mevkide büyük şerefli olmak, bir iş üzerine zor ve ağır gelmek, meşakkatli olmak, bir iş de aşırı olmak, kibirlenmek kendini büyük görmek, ekabir, ululuk, azamet, mülk, megafon.

KEFEFE : كفف

Birini bir işten alıkoymak, men etmek, bir işten vazgeçmek geri  durmak, top yekün,  kör olmak, âma olmak, toplayıp biriktirmek, halka avuç açarak istemek(dilenmek), el, avuç, nimet, elbiseye kenar geçirmek, hepsi, tamamı, hep, insanlar bir şeye bakmak, için etrafına halkalanmak.

KEFERA:كفر

Allah’ı inkar etmek, örtmek, bürümek, karanlık gece ,zırh, çiçek tomurcuğu yuvası, asmanın önce çubuğu yarıp çıkarırken kapçık yerinde olan pek küçük yaprağı, toprak, kabir, uzak yer, gecenin siyahlığı, gemiyi ziftleme, zift, günahları örten ve izale eden sadaka, oruç, vs. gibi, kefaret,

KELEME:كلم

Birini yaralamak, birine söz söylemek, çok yaralamak, bir biriyle  konuşmak cevap vermek, bir kelime söylemek, kelam ilmi ( Allah’ın sıfatlarından, kurandan iradeyi insaniyeden  bahseden ilim) , dogmatik teoloji,

KELİME: كلم

Birini yaralamak, birine söz söylemek, çok yaralamak, bir biriyle  konuşmak cevap vermek, bir kelime söylemek, kelam ilmi ( Allah’ın sıfatlarından, kurandan iradeyi insaniyeden  bahseden ilim) , dogmatik teoloji,

KENEZE: كنز

Yere malı gömmek, saklamak, malı biriktirip yığmak, kabı çok doldurmak, hazine, servet, kış iiçin bastırılıp saklanmış hurma vs., malı malın üstüne koyup muhafaza etmek.

KERAHE:كره

Bir şey sonradan çirkin olmak, bir şeyden tiksinip iğrenmek, birini bir işe zorlamak, bir şeyi kerih, çirkin görüp iğrenmek, meşakkat, zoraki, harp, musibet, belâ, zorluk, şer, nefret.

KEREHA: كره

Bir şey sonradan çirkin olmak, bir şeyden tiksinip iğrenmek, birini bir işe zorlamak, bir şeyi kerih, çirkin görüp iğrenmek, meşakkat, zoraki, harp, musibet, belâ, zorluk, şer, nefret.

KESEBE: كسب

Bir şeyi toplamak, malı veya bilgiyi çalışıp kazanmak, yüklenmek, kazanç, gayret etmek, pamuk- susam vs. tohumunun sıkıldıktan sonra kalan posası, küspe