Okuyuş

Kelimeler

NEFEKA: نَفَق

Harcama için gerekli azık, aile reisinin ehli eyali için bulundurması gereken yiyecek, giyecek, nafaka, NİFAK : Çift delikli hücre, köstebek yuvası (bir girişi ve çıkışı olan), iki çıkışı olan tünel, İki sayısı ile n-f-k kökü ile sıkı bir bağlantı vardır. NİFAK : NAFEGA: dostluk gösterip düşmanlığını gizleyen, içinde olanın zıddını gösteren. denenen girmek. Kafir de  nifakında küfrünü saklayıp  görünüşte imanlı görünmek, münafık bir kapıdan şer’e girerken, öbür kapıdan çıkar, tünel.

NEFERA : نفر

Bir şeyden usandıktan rahatsız olduktan sonra başka yere kaçmak, bir şeyden korkup kaçmak, tiksinmek, nefret etmek, yüz çevirmek, insanlar bir iş için birden gitmek, hacılar Mina’dan Mekke’ye akın etmek- dağılmak, bir şeye doğru sürat etmek, üstün gelmek, düşmanlaşmak, fıskiye, parti, cemaat, soğutmak.

NEFERA: نفر

Bir şeyden usandıktan rahatsız olduktan sonra başka yere kaçmak, bir şeyden korkup kaçmak, tiksinmek, nefret etmek, yüz çevirmek, insanlar bir iş için birden gitmek, hacılar Mina’dan Mekke’ye akın etmek- dağılmak, bir şeye doğru sürat etmek, üstün gelmek, düşmanlaşmak, fıskiye, parti, cemaat, soğutmak.

NEFESE:نفس

Göz değirmek, çok kıymetli olmak, bir işte biriyle yarışmak, çok rağbet etmek, nefes alıp vermek, enfes kıymet yönünden daha iyi, kıymetli şey haset edilmiş, ruh, akıl, insanın şahsı, ceset, kan, azamet, arzu, murat, nefes, soluk, hafif rüzgar, uzun söz, mühlet.

NEGAME: نقم

 Bir şeyi kerih görüp ayıplamak, yadırgamak, öç almak, cezalandırmak, bir şeyi ayıplamakta çok ileri gitmek, ceza, ukubet, çok intikam.

NEHERA: نهر

Dilenciyi azarlayıp kovmak, kuvvetle akmak, su akıp kendine yol açmak, ırmak, bulut, gündüz, gün, sütun, genişlik, bolluk, çok anlamında

NEHEYE-NEHÂ: نها

Birini bir şeyden men edip yasaklamak, insanları yasaklanan şeyden uzak tutmak,  bir şeyi terk etmek, iktifa etmek, doymak, bitirmek, sona erdirmek, tamamlamak, vazgeçmek, derenin suyunun bittiği yer, son, nihayet, sınır, bir fiilin yapılmasını men etmek

NEKASA: نقص

Eksiltmek noksan olmak, hakkını tam vermemek, ayıplamak, kınamak, bir şeyden azar azar almak  , noksanlık, kusur, zaaf, nakıs, kamil olmayan, yok olan , ayıplı.

NEKİRA: نكر

Bilmemek, tanımamak, muğlak olmak, şekil ve durumu değiştirip tanınmaz kılmak, belirsiz kılmak, bir işi çirkin görmek, makul olmayan, bilinmeyen, meçhul.  

NESÂ: نسا

Bir şeyi terk etmek, bir şeyi unutmak, unutturmak, iş işleyen işini terk etmek, birinin siyatik sinirine vurmak, kadınlar, unutulmuş izi silinmiş şey, kavmi arasında değersiz sayılan adam, feminizm.