Okuyuş

Kelimeler

RASİLE: رسل

Teenni ile gitme , bir şeyi salmak, bırakmak, tahliye etmek, tutmak, göndermek, yollamak, kendi haline kendi başına bırakmak,  güvenmek, mektup veya elçi göndermek, zorlanmaksızın akıcı konuşmak, mesaj, elçilik, peygamberlik, bir iş de acele ve şiddet yapmayıp teenni ve kolaylıkla davranma, topluluk, sefir, kurye.

RÂYE:راى

Işın, bayrak yapmak- dikmek, sancak, gerdanlık, kaçak köle boynuna geçirilen  demir toka,  insanlar görsün diye dikilen şey.

RAZEKA:رزق

Rızık vermek, nimete veya birine teşekkür etmek, esmaül hüsnadan, maaş, bağış, mülk , keten, mutlaka kendinden istifade edilen şey. bahtı ve şansı açık olan.

RAZEYE; رضي

Seçmek, razı olmak, kabul etmek, ehli görmek, yetinmek, birinin rızasını istemek, kanaat, hoşnut olma, tasvip, kabul,  memnun olmak, Allah’ın  kulunun O’nun emir ve yasaklarına riayet ettiğini görmesi ve kulundan razı olmasıdır.

REĞABE : رغب

Çok obur ve iştahlı olmak, bir şeyi sevip bir şey geniş olmak, zengin olmak, malı çok olmak, dilemek, özlemek, üzerine pek düşmek, kendini üstün görerek yüz çevirmek, vazgeçmek, tenezzül etmemek, genişlemek, rağbet ettirmek, arzu ettirmek.

SÂA: ساع

Zayi olmak, kaybolmak, helak olmak bir saatten diğer saate geçmek, meşakkat, zorluk, saat, vakit  tayin eden, şimdi, kıyamet, 

SABAHA :صبح

 sabah, sabahleyin gelmek, parlamak, olmak, kandil, çerağ, lamba , yıldız, hak zahir olmak, yakmak tutuşturmak, düşmana baskın olunan gün, sabahleyin hücum etmek, güzellik edinmek.

SÂBE:ثاب

Dönmek, mülakat vermek, çoğalmak, toplanmak, (su) toplanmak, dolmak, cezasını  karşılığını vermek, bir şeyin iadesi, elbise, esbab, mükafat vermek, sevap kazanmak, denizin med halinde taşan suyu,

SÂBE:صاب

Ok hedefe isabet etmek, yağmur çok yağmak, doğru bir iş işlemek veya doğru söz  söylemek, göndermek, salmak, hatayı düzeltmek, doğruluk. yüksek yerden aşağıya doğru ağıp inmek, isabet etmek , erişmek, dokunmak, üzerine afet musibet gelmek, yağmurlu bulut, şiddetle dökülen yağmur, kötülük etmek.

SABERA:صبر

Birini bir şeyden alıkoymak, sabretmek, dayanmak, kefil olmak, kefil  vermek, tahammül etmek, dağın tepesine çıkıp oturmak, ağzına kadar doldurmak, biriktirmek, beklemek, toplamak, ölçüsüz tartısız mahsul yığını, kavmin reisi