Okuyuş

Kelimeler

HEVERA : هور

Birini bir şeyle itham etmek, bir şey üzerine sevk etmek,zan, yere yıkmak, binayı yıkmak, bina çöküp yıkılmak, aldırmadan bir işe saldırmak, çöken  yıkılan kumluk, zayıf ve dermansız adam, töhmet.

HEZEBE:حزب

 Sertliği ve güc olan topluluk, iş şiddetli, çetin ve zor olmak, zot iş isabet etmek, kavmi bölük bölül cem etmek, toplamak,yardım etmek, birinin partisinden /güruhundan olmak, güçlü olan insan topluluğu, kuranda beş sahifelik kısım, silah, pay, nasip, siyasi veya itikadi bir görüş üzerine birleşmiş topluluk, parti,

HEZEE : هزء

Alay etmek, eğlenmek, bir şeyi kırmak, ölmek, maskaralığa almak, gülünç duruma düşürmek

HEZEE: هزا

Alay etmek, eğlenmek, bir şeyi kırmak, ölmek, maskaralığa almak, gülünç duruma düşürmek.

HEZENE:حزن

Üzmek, kederlendirmek, yer sert ve engebeli olmak, sağlam kuvvetli bağlamak, gamlı kılmak, hüzünlü görünmek, muamelesi sert kişi, üzüntü ,gam tasa, keder, trajedi.

KAADE: قعد

Oturmak, bir yerde ikamet etmek, men etmek, alıkoymak, önem vermemek. kaide, bir yerde ikamet etmek, bina temeli, (kaide-i ahire –son oturuş)., ikamet etmek, hapsetmek, men etmek, alıkoymak, emekliye ayrılmak

KABELE:قبل

Bir yeri önüne almak, çabuk davranmak, gelmek, kefil olmak, taahhüt etmek, bir sözü kabul etmek tasdiklemek, bir şeyi razı olarak almak, kabul,  yapışmak, sağlam tutmak, cahil iken arif ve bilgili olmak, yüzünü dönmek, karşılamak, ebe, işin evveli, kabiliyet, mesuliyet, güç, takat,  kıble, cihet, yön, Kâbe, gelecek. 

KABERA: قبر

Mezar, kabir, ölüyü defnetmek için  kazılan çukur, derin çukur yer, sırların ifşa edileceği hal, öd ağacında olan çukur yer, çabuk meyve tutan ağaç

KABEZA: قبض

Bir şeyi avuçla almak, bir şeyi elde etmek ,penseyle bir şeyi tutup zapt etmek, almak, gidermek, öldürmek, malı kabızı olan kimseye teslim etmek, birinin hakkını kabzetmek, çekmek, daraltmak, tutmak, üzerinde durmak, bir avuç toprak vs. şey,

KÂDE- KEVEDE : كاد

Men etmek, bir işi yapayazmak, işi işlemeye yakın olmak, bir şeyi biriktirip küme yapmak, ihtiyarlıktan titrek olmak, önem vermemek, tuzak, kurnazlık, düzen, hile, kandırmak.