Okuyuş

Kelimeler

KESEBE: كسب

Bir şeyi toplamak, malı veya bilgiyi çalışıp kazanmak, yüklenmek, kazanç, gayret etmek, pamuk- susam vs. tohumunun sıkıldıktan sonra kalan posası, küspe

KEŞEFE:كشف

Bir şeyi örten perdeyi kaldırarak açığa çıkarmak, günahlarını kötülüklerini ortaya dökmek, Allah üzüntüsünü gidermek, bir şey açığa çıkmak, keşfetmek, kaşif, gizleyen veya örten şeyi kaldırmak, izci, öncü, izhar etme,  vahiy, icat, buluş,

KESELE : كسل

Gevşeklik gösterilmemesi, geciktirilmemesi gereken işlerde ağırdan almak, ayak diretmek anlamını taşır, tembellik, üşengeçlik, elbiseli, giyinik, ihmalkarlık.

KETEBE:كتب

Yazmak, Allah bir şeyi farz kılmak, nikah kıymak, vasiyet etmek, tulum vs.yi iki sırım ile dikmek, yazışmak, mektuplaşmak, katip, sekreter, noter, yazı yazılmış sahife, hüküm, ecel.

KEVKEBE:كوكب

Demir parlamak, yıldız, uzun bitki, kavmin efendisi,  dağ, hararetin şiddeti, su, hapishane, bir şeyin çok olanı, kuyunun su çıkan kaynağı, güneşin etrafında dönen  dünyada dahil gezegenler. insan topluluğu

KEZİBE:كذب

Yalan söylemek, göz aldatmak, hata etmek, iftira etmek, istediği bir işe sarılmayıp ondan geri durdu, kasten hilaf sözler söyleyerek yalan söylemek, hurafe, yalanYalan söylemek, göz aldatmak, hata etmek, iftira etmek, istediği bir işe sarılmayıp ondan geri durdu, kasten hilaf sözler söyleyerek yalan söylemek, hurafe, yalanYalan söylemek, göz aldatmak, hata etmek, iftira etmek, istediği bir işe sarılmayıp ondan geri durdu, kasten hilaf sözler söyleyerek yalan söylemek, hurafe, yalan

LAKIYE:لقى

Yüzüne felç indirmek, karşı karşıya getirmek, haber iletmek, bir şeyi görüp karşılaşmak, atmak, kapatmak, salmak, bulmak. biriyle karşılaşıp buluşmak, sual ,soru sormak, ders vermek, bir adama kavuşup buluşmak, mülakat

LÂME: لام

Kınamak ,azarlamak, pek ayıplamak, kınamak, bir şeyi bekleyip durmak duraklamak, misafire ikram etmemek

LAMEZE : لمز

Birini ayıplamak, gözle yahut kaşla bir adama işret etmek alay etmek, vurmak, öte itmek, insanları yüzüne karşı ayıplayıp alaya alan, üstü kapalı muammalı konuşmak

LEABE: لعب

Çocuğun ağzından salyası akmak, oyun oynamak, eğlenmek, çalmak, hile yapmak, faydasız iş yapmak, biriyle şakalaşmak, çok latife eden şakacı, hilekar.