Okuyuş

Kelimeler

RAKEA : ركع

Namaz kılmak, rükû etmek, diz çökmek, birinin başını eğdirip boyun büktürmek, derin çukur yer, namazda zammı süre okunduktan sonra elleri diz kapağına koyarak eğilmek.

RASEDA: رصد

Bir şeyi gözetlemek, iyilik veya başka bir şeye mukabele etmek, çıkarmak, yol, az yağmur, gözetleme yeri veya yolu, sinen, rasathane.

RAZEYE : رضي

Seçmek, razı olmak, kabul etmek, ehli görmek, yetinmek, birinin rızasını istemek, kanaat, hoşnut olma, tasvip, kabul,  memnun olmak, Allah’ın  kulunun O’nun emir ve yasaklarına riayet ettiğini görmesi ve kulundan razı olmasıdır.

RAZEYE : رضي

Seçmek, razı olmak, kabul etmek, ehli görmek, yetinmek, birinin rızasını istemek, kanaat, hoşnut olma, tasvip, kabul,  memnun olmak, Allah’ın  kulunun O’nun emir ve yasaklarına riayet ettiğini görmesi ve kulundan razı olmasıdır.

RAZEYE: رضي

 Seçmek, razı olmak, kabul etmek, ehli görmek, yetinmek, birinin rızasını istemek, kanaat, hoşnut olma, tasvip, kabul,  memnun olmak, Allah’ın  kulunun O’nun emir ve yasaklarına riayet ettiğini görmesi ve kulundan razı olmasıdır.

RAZEYE; رضي

Seçmek, razı olmak, kabul etmek, ehli görmek, yetinmek, birinin rızasını istemek, kanaat, hoşnut olma, tasvip, kabul,  memnun olmak, Allah’ın  kulunun O’nun emir ve yasaklarına riayet ettiğini görmesi ve kulundan razı olmasıdır.

REĞABE : رغب

Çok obur ve iştahlı olmak, bir şeyi sevip bir şey geniş olmak, zengin olmak, malı çok olmak, dilemek, özlemek, üzerine pek düşmek, kendini üstün görerek yüz çevirmek, vazgeçmek, tenezzül etmemek, genişlemek, rağbet ettirmek, arzu ettirmek.

SÂA : ساع

Zayi olmak, kaybolmak , hain, bundan sonra, uzaklık, görüş, saatle muamele etmek, saat, bir saatten diğerin saate geçmek, saate benzetilerek kıyamete bu ismin verilmesi ondaki hesabın/ yargılamanın hızlı olmasından dolayıdır,   fikir.

SÂBE : صاب

Ok hedefe isabet etmek, yağmur çok yağmak, doğru bir iş işlemek veya doğru söz  söylemek, göndermek, salmak, hatayı düzeltmek, doğruluk. yüksek yerden aşağıya doğru ağıp inmek, isabet etmek , erişmek, dokunmak, üzerine afet musibet gelmek, yağmurlu bulut, şiddetle dökülen yağmur, kötülük etmek.

SÂBE : صاب

Ok hedefe isabet etmek, yağmur çok yağmak, doğru bir iş işlemek veya doğru söz  söylemek, göndermek, salmak, hatayı düzeltmek, doğruluk. yüksek yerden aşağıya doğru ağıp inmek, isabet etmek , erişmek, dokunmak, üzerine afet musibet gelmek, yağmurlu bulut, şiddetle dökülen yağmur, kötülük etmek.