Okuyuş

Kelimeler

KELİME: كلم

Birini yaralamak, birine söz söylemek, çok yaralamak, bir biriyle  konuşmak cevap vermek, bir kelime söylemek, kelam ilmi ( Allah’ın sıfatlarından, kurandan iradeyi insaniyeden  bahseden ilim) , dogmatik teoloji,

KENEZE: كنز

Yere malı gömmek, saklamak, malı biriktirip yığmak, kabı çok doldurmak, hazine, servet, kış iiçin bastırılıp saklanmış hurma vs., malı malın üstüne koyup muhafaza etmek.

KERAHE:كره

Bir şey sonradan çirkin olmak, bir şeyden tiksinip iğrenmek, birini bir işe zorlamak, bir şeyi kerih, çirkin görüp iğrenmek, meşakkat, zoraki, harp, musibet, belâ, zorluk, şer, nefret.

KEREHA: كره

Bir şey sonradan çirkin olmak, bir şeyden tiksinip iğrenmek, birini bir işe zorlamak, bir şeyi kerih, çirkin görüp iğrenmek, meşakkat, zoraki, harp, musibet, belâ, zorluk, şer, nefret.

KESEBE: كسب

Bir şeyi toplamak, malı veya bilgiyi çalışıp kazanmak, yüklenmek, kazanç, gayret etmek, pamuk- susam vs. tohumunun sıkıldıktan sonra kalan posası, küspe

KEŞEFE:كشف

Bir şeyi örten perdeyi kaldırarak açığa çıkarmak, günahlarını kötülüklerini ortaya dökmek, Allah üzüntüsünü gidermek, bir şey açığa çıkmak, keşfetmek, kaşif, gizleyen veya örten şeyi kaldırmak, izci, öncü, izhar etme,  vahiy, icat, buluş,

KESELE : كسل

Gevşeklik gösterilmemesi, geciktirilmemesi gereken işlerde ağırdan almak, ayak diretmek anlamını taşır, tembellik, üşengeçlik, elbiseli, giyinik, ihmalkarlık.

KETEBE:كتب

Yazmak, Allah bir şeyi farz kılmak, nikah kıymak, vasiyet etmek, tulum vs.yi iki sırım ile dikmek, yazışmak, mektuplaşmak, katip, sekreter, noter, yazı yazılmış sahife, hüküm, ecel.

KEZİBE:كذب

Yalan söylemek, göz aldatmak, hata etmek, iftira etmek, istediği bir işe sarılmayıp ondan geri durdu, kasten hilaf sözler söyleyerek yalan söylemek, hurafe, yalanYalan söylemek, göz aldatmak, hata etmek, iftira etmek, istediği bir işe sarılmayıp ondan geri durdu, kasten hilaf sözler söyleyerek yalan söylemek, hurafe, yalanYalan söylemek, göz aldatmak, hata etmek, iftira etmek, istediği bir işe sarılmayıp ondan geri durdu, kasten hilaf sözler söyleyerek yalan söylemek, hurafe, yalan

LAKIYE:لقى

Yüzüne felç indirmek, karşı karşıya getirmek, haber iletmek, bir şeyi görüp karşılaşmak, atmak, salmak, bulmak. biriyle karşılaşıp buluşmak, sual ,soru sormak, ders vermek, bir adama kavuşup buluşmak, mülakat