Okuyuş

Kelimeler

HEDEYE: هدي

İrşad etmek, doğru yolu göstermek, hediye vermek, bir adamın bulunduğu hal durum, gündüz, yol, yürürlükte olan yol, sulh yapmak. kurbanlık hayvan, yol, yön, cihet, misli.

HEMME: همم

Bir iş  birini üzüntülü gamlı kılmak, hastalık bedeni eritip arık yapmak, arzu etmek, tasarlamak, azim, gayret, misyon, bir şeye karar verip yapmamak, özünü yiyip içini boşaltmak, üzülmek, mahzun olmak, pek ihtiyar piri fani olmak.

HERAA: هرع

Kan çabuk akmak, çabuk yürümek, ayağı çabuk olmak, perişan ve süretlice yürümek,sıtma-korku vs.den titremek, aklı hafif olmak, hırslı, rüzgarın döktüğü yapraklar, dalları zayıf ağaç, korkak zaıf hayırsız  kimse, kamıştan kaval.

HEVERA : هور

Birini bir şeyle itham etmek, bir şey üzerine sevk etmek,zan, yere yıkmak, binayı yıkmak, bina çöküp yıkılmak, aldırmadan bir işe saldırmak, çöken  yıkılan kumluk, zayıf ve dermansız adam, töhmet.

HEZEBE:حزب

 Sertliği ve güc olan topluluk, iş şiddetli, çetin ve zor olmak, zot iş isabet etmek, kavmi bölük bölül cem etmek, toplamak,yardım etmek, birinin partisinden /güruhundan olmak, güçlü olan insan topluluğu, kuranda beş sahifelik kısım, silah, pay, nasip, siyasi veya itikadi bir görüş üzerine birleşmiş topluluk, parti,

HEZEE : هزء

Alay etmek, eğlenmek, bir şeyi kırmak, ölmek, maskaralığa almak, gülünç duruma düşürmek

HEZEE: هزا

Alay etmek, eğlenmek, bir şeyi kırmak, ölmek, maskaralığa almak, gülünç duruma düşürmek.

HEZENE:حزن

Üzmek, kederlendirmek, yer sert ve engebeli olmak, sağlam kuvvetli bağlamak, gamlı kılmak, hüzünlü görünmek, muamelesi sert kişi, üzüntü ,gam tasa, keder, trajedi.

KAADE: قعد

Oturmak, bir yerde ikamet etmek, men etmek, alıkoymak, önem vermemek. kaide, bir yerde ikamet etmek, bina temeli, (kaide-i ahire –son oturuş)., ikamet etmek, hapsetmek, men etmek, alıkoymak, emekliye ayrılmak

KABELE:قبل

Bir yeri önüne almak, çabuk davranmak, gelmek, kefil olmak, taahhüt etmek, bir sözü kabul etmek tasdiklemek, bir şeyi razı olarak almak, kabul,  yapışmak, sağlam tutmak, cahil iken arif ve bilgili olmak, yüzünü dönmek, karşılamak, ebe, işin evveli, kabiliyet, mesuliyet, güç, takat,  kıble, cihet, yön, Kâbe, gelecek.