Okuyuş

Kelimeler

HABERA:خبر

Bir şeyi tecrübe etmek, bilmek, denemek, imtihan etmek, haber vermek, haberleşmek, bir şeyi gereği gibi bilmek, tarihçi, toprağın yumuşak ve gevşek yeri, ekin, sedir ağacı, dağda su biriken yer, hisse, pay, fakih, uzman, eksper, bilir kişi.

HABESE: حبس

Hapsetmek, herhangi bir yere gitmekten alıkoymak, tutmak, men etmek, dolma kalem, bir şeyi diğer şeyle örtmek, ihata etmek, kaplamak, suyu tutan kap, sözde duraklamak, kendini bir şeye vakfetmek, havuz, bent, set, yatak, çarşaf, dil tutukluğu, vakıf.

HABETA: حبط

Boşa olmak, fasit olmak, heder olmak, çok veya lüzumsuz yemekten karnı şişmek, ameli batıl boş olmak, kuyunun suyu çekilip kurumak, yüz çevirmek

HACERA: هجر

Kesmek, dostluğu ve ülfeti  kesmek, terk etmek, bir işte erken davranmak, ülkesinden ayrılmak, göçmek, terk edip gitmek, gündüzün ortası, bir yeri süratle terk etmek.

HADEDE : حد

İki  şeyin arasına ayırıcı bir şey koyarak birbirinden ayırmak, sınır koymak, evi vs.yi diğerlerinden ayırt etmek, men etmek, vazgeçirmek, Zina ve İçkinin Haddi=  bu işi yapanları bir daha onu yapmaktan alıkoymak ve başkalarını onların yoluna girmesini engelleyen tedbir, Allah’ın belirlediği sınır ve yasaklar, kılıç, demir, bilemek, dikkatlice bakmak, izah etmek, açıklamak, karşı gelmek, isyan etmek, kapıcı, hapishane bekçisi, iki kenarlı.

HAFÂ:خفا

Şimşek parlamak, bir şeyi gizleyip saklamak, gizli şey, hafiy, hafiye.gizli şey, gizli iş aşikare çıkmak, bir şeyi açığa çıkarmak.

HÂFE:خاف

Korkmak, endişe etmek, uyanık ihtiyatlı olmak, bilmek, bir şeyi azar azar eksiltmek, savaş, kıtal, tehlikeli yerler, yollar,  dehşete düşmek, korkuyu başkasına geçirmek, azalan ya da az ya da alıp götürmek, küçükten küçüğünü bir şeyden almak, bir şeyin yanından almak, katletmek ya da savaşmaktan korkmak. ..

HAFEZA : حفظ

Korumak, saklamak, kaybolmaktan korumak, Kur’an’ı kerimi ezberlemek, sırrı saklamak, dikkat etmek, emanet etmek, emaneti korumak, müdür, vali, çanta, gözetleyici, koruyan.

HÂKA: حاق

Çevirmek, ihata etmek, bir iş arız olup ayrılmamak, kuşatmak, muhafaza etmek, açlığın şiddeti, haset etmek, alay ettikleri akıbetin pençesine düşer, kendi tuzağına kendi düşer.

HAKEME:حكم

Allahü tealanın isimlerinden , kadı , hakim olmak, hikmetli olmak, ilim,  hayır ve şerle cezalandırıcı, amir , buyuran , emir edici , buyurucu , ferman edici olan , işleyici , emreden , bir memleketi idare eden adam , hakim, yargıç, efendilik , hükümranlık , hakimiyet , egemenlik , ululuk , bir kimse kendi kavmi arasında ulu ve azim olmak, egemen , hakim , her şeyi hükmü ve kontrolü altına alan , emin kılan , koruyan , hıfzedici .