Okuyuş

HUD SURESİ:20. AYET

HUD  SURESİ:20. AYET

20.06.2018

أُولَئِكَ لَمْ يَكُونُواْ مُعْجِزِينَ فِي الأَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُم مِّن دُونِ اللّهِ مِنْ أَوْلِيَاء يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُ مَا كَانُواْ يَسْتَطِيعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُواْ يُبْصِرُونَ ﴿٢٠

Onlar yeryüzünde âciz bırakacak değillerdir. Ve onların Allah'tan başka dostları/velileri de yoktur. Onlar için azâb kat kat yapılır. Çünkü işitmeye güçleri yetmiyordu hem de göremiyorlardı.

Kelime Açıklamaları

TÂA: طاع

Boyun eğmek, yumuşamak, ağacın meyvesini toplamak, rıza göstermek, bir şeye gücü yetmek, itaat,  taat, muvafakat eden, gönülden davranan. İzin vermek, gönülden , isteyerek davranmak, örfde farz olmayan gönüllü yapılan ibadet, yapılacak faaliyetin tüm araç gereçleri kişide mevcut olması.

ZÂFE: ضعف

Sayılarını çoğaltmak, bir şeye bir mislini ilave etmek, mali artış, genişlemek, kat kat yapmak. korkak, zafiyet. zayıf olmak, kuvvetten düşmek, zebun ve mecalsiz olan,  zillete düşmek

SEMİA: سمع

Kulağı işitmek, dinlemek, sözü anlamak, duyurmak işittirmek, bir söze kulak verip dinlemek, aralarında ayıbı kusuru yaymak, hay hay baş üstüne, şöhret, vahye dayanan bilgiler, stetoskop.

ACEZE :عجز

Bir şeyden aciz kalıp güç yetirememek, kadın ihtiyar yaşlı olmak, öne geçip tutulmamak, aciz bırakmak, birini bir şeyden geciktirerek alıkoymak, başkasının aczine sebep olan güvenilir ve mutemet tarafına meyletmek, bir şeyin gerisi, beşerin benzerini görmekte aciz olduğu şey, mucize.

BASARA:بصر

Kesmek, görebilecek miyim diye bakmak, bir şeyi bilmek, görür olmak, görüş sahibi olmak, bir işi birine açıkça anlatmak, bildirmek, gereği gibi düşünce ve mülahaza idrak edip bilmek, hayır veya şer olduğunu anlamaya gayret etmek, işinde dininde basiret ve görüş sahibi olmak, görme kuvveti, göz, alim, anlayan 

AZABE:عذب

Susuzluğun şiddetinden yemeği terk etmek, meyletmek, bir şeyden çekinip geri durup feragat etmek, işkence ve azap, azap, ceza , işkence, nefse ağır gelen her şey.  

DÛNE:دون

Bir şeyden geriye kalan, bırakmak, düşük alçak, başka, dışında, hakir olmak, zayıf olmak, tertip etmek, hakir, hasis , değersiz.

Önceki Sonraki

1 Yorum

  1. 20- İşte bunlar (Allah’ın ilkelerini çarpıtanlar, yasanın işlerliğine engel olanlar) yeryüzünde Allah’ın yürürlükte olan yasalarını/sünetullah'ını zayıf, etkisiz, geçersiz hale getiremezler, herkes yaptıklarının sonucunu yasa gereği yaşayacaktır, kendilerini Allah’a karşı (yürürlükteki yasanın sonuçlarına karşı) koruyacak Allah’ın dununda/altında bir yakın/yardımcı (kişi, güç, sistem) da bulamayacaklar. Allah’ın yürürlükteki gerçeklerine karşı kendi istekleriyle gönülden boyun eğerek işitme(anlama), görme (farketme) yetilerini kullanmak istemediklerinden ötürü, (yasa gereği) azap kat be kat artırılacaktır onlar için.

Yorum Yapınız