Okuyuş

Kelimeler

CERAYE: جرى

Su akmak, kendi akışıyla akıp giden şey, birden akmak, seyretmek, yürümek, bir işte yetkili kılınan elçi, vekil göndermek, yürürlükteki gelenek,  bir şeyde yarış yapmak, tedavülde olan, câri, akan, cereyan.

DÂA : داع

Birini çağırmak, bir şeyin gelmesini istemek, teşvik etmek, dua etmek, iddia etmek, binayı tamamen yıkmak, davete icabet etmek, gerektirmek, yemin , ziyafet,

DAÂ:دعا

Birini çağırmak, bir şeyin gelmesini istemek, teşvik etmek, dua etmek, iddia etmek, binayı tamamen yıkmak, davete icabet etmek, gerektirmek, yemin , ziyafet,

DAHAKE: ضحك

Gülmek, mutlu olmak, yol açık olmak, yerin bitkisi ve çiçeği çıkmak, alay etmek, acep, hayret, hurmanın tomurcuğu, gülünecek şey gülünç, komik, havuzu taşıncaya kadar doldurmak.

DALLE:ضل

Yoldan sapmak, haktan sapmak, hata etmek, zayi olmak, mahvolmak, bir şeyi yitirmek saptırmak, suyu salmak, batıl, sehven veya amden doğru yoldan çıkış, şaşkınlık, kayıp, yitik, kaybolmak.

DÂNE: دان

Din edinmek, zelil olmak, boyun eğmek, borç vermek- almak, yol, anlayış, yaşam tarzı, Yaklaşmak, dünya, alem, minimum, arz, yaklaşan , yakın,  bedel, ceza, din, ibadet, saltanat ve idare.

DÂRA: دار

Bir şeyin etrafını tavaf etmek, daire şeklinde hareket etmek, dönmek, dolaşmak, birini bir işten çevirmek, alıkoymak, terk ettirmek, daire, bir şeyi ihata çepeçevre çeviren şey, halka, hezimet, mağlubiyet, felaket, konak, saray ,ev,belde, yurt, şehir.

DARARA:ضر

Zarar vermek, mecbur etmek, bir şeye icbar etmek, zorlamak, mala nefislere isabet eden noksan ve hasar, ziyan, hastalık, sıkıntı, darlık, özür, zaruret, meşakkat, zorunlu, fakirlik, hastalık, kötü durum, darlık.

DEBBE:دب

Debelenen her şeyi içine  alan bir isimdir, bütün canlılar, hayvan vs. yavaş sessiz yürümek, emeklemek, bir şeyi sirayet ettirmek, akıtmak, yüzde ilk çıkan tüy- kıl, yol, hükümdar memleketi adaletle yönetmek

DEBERA : دبر

Ölmek, peşinden gitmek, geride bırakmak, bir işin akıbetini düşünüp taşınmak, başında göremediğini sonunda görüp anlamak, hezimet, her şeyin sonu, sırt, arka, sonu, encamı, işi idare etmek, sonu düşünmek, tedbir almak