Okuyuş

Kelimeler

HALETE : خلط

Bir şeyi diğer şeye katıp karıştırmak, iki veya  daha fazla şeyin parçalarını karıştırmak sütü suyla karıştırmak, bozmak, ifsat etmek, ayrılmak,  konuşmasında saçmalamak, ortaklık,

HAMEDE : حمد

Övmek, razı olmak, hakkını ödemek, teşekkür etmek, bir şeyi takdire layık yapmak, darılıp öfkelenmek, şükür, rıza, hoşnutluk,

HAMELE: حمل

Harpte düşmana hücum etmek, kefil olmak, hamile, hamal, sabretmek, yük, takat getiremeyeceğini yüklemek, zulmetmek, güvenmek, itimat etmek, tahammül etmek, göç, selin getirdiği çer çöp, ağacın kökü, damarı, kapasitesi, dayanılmaz, çekilmez.

HAMESE : خمص

Karın acıkmak, açlık birini zebun(güçsüz, aciz) edip karnını çökertmek,  bir kimsenin hakkını vermek ve uzaklaşmak, aç millet, açlık

HAMME :حم

Fırını kızdırmak, suyu ısıtmak, iç yağ vs.yi eritmek, Allah c.c. birine bir şeyi hükmetmek, kaza etmek, testi ateşten yanmak, bir şey kararmak, aramak, birine öfkelenmek, humma, sıtma, kömür, kül, yanardağ dan püsküren lav, ölümün şiddeti, çok sıcak,

HÂNE:حان

Bir şeyin vakti gelmek, vakti yaklaşmak, Allah birini helak etmek,  vakin tayin etmek, zaman, müddet, bazen, zaman zaman

HANEFE:حنف

Bir şeye gereği gibi meyletmek, tam ihlaslı  olmak, kararlı olmak. İbadet etmek, musluk, şerden hayra meyleden, doğru

HÂRA:خار

 Bir şeyi diğer şeye tercih etmek, seçip ayırmak, hayırlı olmak, hayırda birine üstün gelmek, iki şey arasından seçmek, muhayyer, hıyar, acur, daha iyi, çok ve iyi servet, halkın rağbet ve muhabbet ettiği şey, kendisinde fayda lezzet olan.

HARABE : حرب

Malını soyup hepsini almak, birini diğerinin aleyhine kışkırtmak, çarpışmak, biriyle harp etmek, helak, soyma, yağma, savaş,  fitne. Harp, harp yapmak, öfkesi artmak, ağaç ilk meyvesini vermek, camide en yüksek yer, mihrap- şeytan ve heva ile savaşmanın yeri, (ayrıca insanın dünya işlerinden ve aklının dağınıklığından soyutlanmış olarak geldiği yere mihrap denir.)çivi,  hayvanın boğazı, isyan etmek, helak olmak, yazık olmak, yağma

HARACE: حرج

Öfke ve kinden dişleri gıcırdatmak, göğüs daralmak, günah işlemek, hata etmek, haram yasak olmak, sıkışmak, zorlamak, darlık, sıkıntı, ısrarda devam etmek.