Okuyuş

Kelimeler

METARA: مطر

Yağmur yağmak, yere dökülen su, at sürat yapmak, kuş süratle konmak, kabı doldurmak, bir şey yüksek olmak, alıp götürmek, başını yere eğip susmak, gitmek, sabretmek, adet, yağmur isabet etmiş olan.

METEA:متع

Bir şey uzamak, ipin boğumu sağlam olmak, faydalandırmak, zevk aldırmak, ömrünü uzatmak, sağlam. bir şeyi iletmek, zarif güzel olmak, boşanan kadına muta vermek, her şeyi iyisi, sağlam bükülmüş ip, boşanan kadına mihri mislinin yarısından fazla verilen şey.

NÂBE:ناب

Bir hususta birinin yerine geçmek, kaim olmak, Allah’a tevbe edip taatine sarılmak, sık sık gidip gelmek, birini bir zor iş arız olmak, tevbe edip Allah’a rucû etmek, bir işte nöbetleşmek, birinin yerine  vekil geçmek, temsilci, parlamento üyesi,musibet,felaket, fırsat,kere.

NÂKA:ناق

Eti yağdan arıtmak, hurmayı aşılamak, bir şeyi seçip ayırmak, bir hususta iyisini ve kıymetlisini kullanmak, dişi deve, her hususta maharet beceriklilik, işi becerip ıslah eden onaran.,

NÂLE: نال

İsteğine nail olmak, almak, ulaşmak vasıl olmak,  yaklaşmak, vakti gelmek, vermek, elde edilen, atıyye, bağış.

NÂRA: نار

Bir şey parlamak, aydın olmak, bir hususu açıklamak, aydınlatmak, yol göstermek ateş görmek, bozguna uğrayıp  yenilmek, fitne, münevver (tenvir edilmiş, nurlandırılmış, aydınlatılmış, ışıklı. Aydın), Aydınlatılmış,

NASARA: نصر

Düşmana karşı yardım etmek, zafer vermek, zalime karşı gelmek, birbirini kollamak, yardım, Nusret, Hristiyan,

NAZARA:نظر

Bakmak, göz atmak, görmek, derinlemesine bakmak, bir işi iyiden iyiye düşünüp taşınmak, aralarında hükmetmek, korumak, gütmek, kulak verip dinlemek, borçluya mühlet vermek, süre tanımak, tartışmak, münazara etmek, beklemek, ummak, sabretmek, ayna, teleskop, nazar, görüş, görme, basiret, dürbün,  bekleme odası, bir şeyi diğer şeye benzer nazir kılmak, beklemek, gözetleyen, müdür, idareci, feraset, vekillik, görüş, görme, basiret, nazariye.

NEAME : (نعم

Yaşamı güzel ve hoş olmak, geniş olmak, müreffeh olmak, sevinmek, dokunması yumuşak olmak, nimet ihsan etmek, evet demek, lütuf, bağış, atiyye, beyni saran ince deri, deve, sığır, koyun, mal, servet, maruf, iyi hal,  konforlu yaşam.

NEBEA:نبع

Yüksek olmak, haber vermek, hafifçe seslenmek, haber iletmek, bildirmek, soruşturmak, yeni olay, bir yerden diğer yere  girip çıkan açık ve geniş yol, peygamber,