Okuyuş

Kelimeler

SEKENE:سكن

Rüzgar dinmek, sakin olmak, mustaripken endişeliyken sakin olmak,sükunet ve kendisiyle sükunet bulunan şey, akıl,hiçbir şeye sahip olamayan yoksul, ikamet etmek, kalıp oturmak, sakin, mesken, can yoldaşı, bereket, teskin eden, miskin, fakir, menzil.

ŞEKERA:شكر

Nimetini ve ihsanını bilip sahibine sena etmek, karşılığını vermek, yağmur şiddetlenmek, koşuda gayretli olmak, çok şükreden, ince tüy, taze fidan, teşekkür.

ŞEKKE:شك

Şüphe etmek, bir iş birine karışık kuruşuk gelmek, güç gelmek, mızrakla vurmak ve mızrağı işletmek, bir şeye diğer şeyi zammetmek eklemek, , silahlanmak, dikmek, dürtmek, birini şekke şüpheye düşürmek, bölük, fırka, baltanın sapı çıkmasın diye çakılan çivi

SELEFE : سلف

Öncü, geçmiş, bir şey gelip geçmek, ödünç vermek, bir hususta beraberleşmek, her şeyin halisi, ileri geçen cemaat, geçmiş zamanda.

SELEME:سلم

Bir işten kurtulmak, itaat etmek, teslim olmak, Müslüman olmak, bir adamı düşmanı vs.yi perişan etmek, teslim etmek, sulha girmek, sulh yapmak, kurtarmak, beri kılmak, barış yapmak,esenlik,  merdiven, vesile,  yılan sokmak, selamlamak,

SELETA:سلط

Hakimiyet ve kudret vermek, musallat etmek, birini bir şeye tahrik etmek, teşvik etmek, hükmü altına almak, yönetmek, padişah, hüccet, vali, burhan, delil,

SEMÂ:سما

Bir şey yükselmek, uzamak, isim koymak, yarışmak, birbirleriyle yarışmak, ün, isim, şöhret, yüksek ali makam, sema, gök, yukarı, yörünge, tavan. alamet, nişan, yücelikle tastif etme. yüce, yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, isim, sıfat, nitelik;  bulut, yüksekte olan her şey, yağmur, atın sırtı

SEMİA: سمع

Kulağı işitmek, dinlemek, sözü anlamak, duyurmak işittirmek, bir söze kulak verip dinlemek, aralarında ayıbı kusuru yaymak, hay hay baş üstüne, şöhret, vahye dayanan bilgiler, stetoskop.

SENEYE:ثني

Katlamak, kıvırıp bükmek, içindekini gizli tutmak, ikincisi olmak, vazgeçirmek, uzaklaştırmak, kibirlenip büyüklenmek, ikilemek, iki kılmak, tekrarlamak, methetmek, övmek, yardım etmek, desteklemek, saniye, dağın kıvrımı virajı, ,istisna

SERAFE : سرف

Yaprak kurdu ağacın yaprağını yemek, gaflete düşmek, aldatmak, hata etmek, yanılmak, haddi aşmak, aklı kıt kimse, şiddetli ve büyük şey, tiryakilik, sarf etmek,  harcamak, israf, müsrif, gereğinden çok harcamak/kullanmak.