Okuyuş

Kelimeler

EYÂ-EYEYE: ايا

Durmak, eğleşmek, nişan, alamet koymak, kastetmek, yönelmek, işaret , ibret, mucize, şahıs, cemaat, Kuranı kerimi meydana getiren cümlelerden her biri, bir şeyin cinsini ve türünü belirlemek, apaçık alamet, sağlamlaştırma ve bir şeyin üzerinde durmak, bilgi düzeyine göre farklılık.

EZENE : اذن

Bir şeyi bilmek, açıklamak, arz etmek, ilan etmek, dinlemek,  kulağına dokunmak değmek, birine izin vermek, müsaade etmek, namaza çağırmak, ezan okumak, hayvan ve insanlarda işitme organı kulak, kulp, kabza, müezzin, minare, ezanlık.

EZENE: اذن

Bir şeyi bilmek, açıklamak, arz etmek, ilan etmek, dinlemek,  kulağına dokunmak değmek, birine izin vermek, müsaade etmek, namaza çağırmak, ezan okumak, hayvan ve insanlarda işitme organı kulak, kulp, kabza, müezzin, minare, ezanlık.

EZEYE : ذى

İncitmek, eziyet görmek, zararlı, eza veren, küçük zarar, eksiklik.

FÂZA: فاض

Sel çoğalıp taşıp akmak, sıvı yaş vs. akmak, bir şey çoğalmak, haber yayılmak, ölmek, kabı taşıncaya kadar doldurmak, faiz, bol, geniş

FÂZE: فاز

Bir şeye nail olmak, elde etmek, şerden kurtulmak, zafer kazanmış kılmak, fevz, zafer, kurtuluş, ölüm, elde edilen kazanımlar.

FÂZE: فاز

Bir şeye nail olmak, elde etmek, şerden kurtulmak, zafer kazanmış kılmak, fevz, zafer, kurtuluş, ölüm, elde edilen kazanımlar.

FÂZE: فاز

Bir şeye nail olmak, elde etmek, şerden kurtulmak, zafer kazanmış kılmak, fevz, zafer, kurtuluş, ölüm, elde edilen kazanımlar.

FEKAHE : فقه

Birine ilimde galebe etmek, fakih olmak, anlayışlı, şeriat ilmini bilir olmak, bir şeyi gereğince anlamak, öğretmek, bildirmek, fıkıh tahsil etmek, anlayış, zeka, mütehassıs.

FEKAHE : فقه

Birine ilimde galebe etmek, fakih olmak, anlayışlı, şeriat ilmini bilir olmak, bir şeyi gereğince anlamak, öğretmek, bildirmek, fıkıh tahsil etmek, anlayış, zeka, mütehassıs.