Okuyuş

Kelimeler

VEKAYE: وقى

Allah birini kötülükten muhafaza etmek,Allah’ta korunmaya girmek, takva,  bir şeyi ıslah edip düzene sokmak, bir şeyi korumak, görüp gözetmek, bir şeyden sakınmak, Allah ikabından (güç , kuvvet, kudret , hile , azap, ceza, ) korkmak, korunmak, çekinmek ,Allah’tan  korkan ,himaye, ezayı def etme, kendisiyle bir şey saklanan.

VEKELE:وكل

Bir işi tamamen birine sipariş edip ısmarlamak, birini kendi görüşüne, haline terk etmek, birini vekil kılmak, bir işte birine itimat edip  güvenmek, bir işte aciz olduğunu gösterip onu yapmayı başkasına verip güvenmek, güven, itimat, tevekkül, vekillik, vekalet, temsilci, koruyucu,

VELEDE:ولد

Dişi doğurmak, üremek, nesli peyda etmek, doğurmak, bir şeyi diğer şeyden üretmek, çocuk, yavru, sabi, yaşıt olan, sonradan olan her şey, icad olan sonradan uydurulan kelime, baba, anne ebeveyn, yeniden doğuş.

VELEYE : ولى

Bir şeye yaklaşmak, idare etmek, düzenlemek işini üzerine almak, yardım etmek, birini bir işe vali kılmak, idaresini ona  bırakmak, iki şeyi bir biri ardınca olmak, biriyle dostluk yapmak sevmek, geri dönmek yüz çevirip terk etmek, veli edinmek, daha layık uygun yakın, rab, efendi, aziz, evliya, bir işin otoriteri.  vasiyet ve tavsiyede bulunmak, vasi, veli, vali, vilayet, hüküm, soy-din-dostluk-mekan ve yardımlaşmada yakınlık anlamındadır.

VETEE : وطئ

Bir şeyin apaçık basık düz düzgün olmasıdır,   çiğnemek, basmak, binmek, bir şey hakkında birine muvafakat etmek, bir şeyi hazır amade kılmak, ayağıyla çiğnemek, yolcular, şilte, döşek, yakalama, baskı, sıkıştırma.

VEZERA : وذر

Terk etmek, kesmek. ilgilenmedi, alakayı kesti,

YEDEYE : ىدى

Eline dokunmak, el, ele ait, el yapısı, önünde, saltanat, kontrol, mülkiyet, kudret, topluluk, önder, güçlülerin arasında, kuşun kanadı, ihsan, nimet, yol.

YEESE:يءس

Ümit kesmek, ümitsiz olmak, buhranlı yaş devresi.

YEVEME: يوم

Gün, yirmi dört saat, şiddetli ve uzun olan gün,dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay..

ZAAFE: ضعف

Sayılarını çoğaltmak, bir şeye bir mislini ilave etmek, mali artış, genişlemek, kat kat yapmak. korkak, zafiyet. zayıf olmak, kuvvetten düşmek, zebun ve mecalsiz olan,  zillete düşmek