Okuyuş

Kelimeler

FEZALE: فضل

Fazilette galebe gelmek, birine iyilik etmek, fazla, artık, büyük nimet, ziyade, fazlalık, hikmet, iffet, şecaat, akıl. Bir şeyde çok iyi olmak, seçmek, ayırt etmek, ayırmak, üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak, kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak.

ĞÂBE: غاب

Kaybolmak, gayb, muvakkaten yok veya uzak olmak, uzaklaşmak, gizli kalmak, bir şey diğer şey içinde kaybolmak, unutmak, yolculuk etmek, gizli olmak, ağacın kökünden yer altına nüfuz eden damarlar, kuyunun dibi, şek, şüphe, görünmeyen şey, gıyabında, gıybet etmek, görünememe, belirsiz.

ĞÂDA: غاض

Su çekilmek, eksilip azalmak, göz yaşını hapsetmek, sütü azalmak, suyu ve fiyatı azaltmak, az şey, orman,gölcük, su toplanan yer.

ĞAFELE:غفل

Unutmaksızın ihmal etmek, sehiv ve terk etmek, gaflet etmek, bir şeyi örtmek, nişan koymamak, birine ansızın gelmek, gafletini gözetlemek, aptal, bön, çabuk aldanan, eser ve imareti olmayan yer, gafil,

ĞAFERA:غفر

Bir şeye onu kirden koruyacak elbise giydirmek, Allah günahını cürmünü örtüp affetmek, bir işi ıslah etmek, kadının baş örtüsü, miğfer, dağın tepesi, elbise pürüzü, bulutun üzerinde bulut, seciye, haslet, af ve mağfiret, çokluk, fazlalık,  esmadan, bağış,

ĞALEZA: غلظ

Yoğun olmak, kalın katı sert ve iri olmak, şiddetlenmek ve sert davranmak, kalbin katılığına dayalı. Düşmanlık, husumet, elemi şiddetli azap.

ĞAMEME:غمم

Üzmek, hüzünlü kılmak,günün havası çok sıcak olmak, bir şeyi örtüp bürümek, sargı, gam, hüzün, afet, felaket, karışıklık, belirsizlik, talihsizlik, ıstırap, , belirsiz, zor., ince bulut,

ĞANÂ:غنى

Malı çok olmak, zengin olmak, bir şeyle iktifa edip başkasına muhtaç olmamak, yaşamak, dirlik sürmek, fayda vermek, zengin başkasına ihtiyacı olmayan, dostluğunda daim olan, şarkı, ehlinin ikamet edip sonra göçüp gittikleri ev.

ĞÂRA- ĞAVERA : غار

Göz çöküp çukurlaşmak, çukur yere gitmek, günün sıcağı şiddetli olmak, bir kavim yada asker yardım için gelmek, birine baskın yapmak, hücum etmek, mağara, toz, dağda kayadan oyma oda şeklinde yer, vahşi hayvan ini, gece baskını, bir şeyin dibi, derinlik, yere batmış su, ağız içi çok insan topluluğu.

ĞÂRA- ĞAYERA:غار

Namusa halel verecek şeyden ötürü kıskanmak,  Allah kullarına çok yağmur, hayır vs. ihsan etmek, mübadele etmek, değiştirmek, aslı üzerinde restorasyon yapmak, bir şeyden faydalanmak, bir halden diğer hale dönmek-değişmek- bozulmak, eşya bir birine benzeyip çeşitli ve aynı cins olmak, diyet, yedek parça, tağyir, tebdil, değiştirme, egoizmin zıddı başkalık.