Okuyuş

Kelimeler

NEGAME: نقم

 Bir şeyi kerih görüp ayıplamak, yadırgamak, öç almak, cezalandırmak, bir şeyi ayıplamakta çok ileri gitmek, ceza, ukubet, çok intikam.

NEHERA: نهر

Dilenciyi azarlayıp kovmak, kuvvetle akmak, su akıp kendine yol açmak, ırmak, bulut, gündüz, gün, sütun, genişlik, bolluk, çok anlamında

NEHEYE-NEHÂ: نها

Birini bir şeyden men edip yasaklamak, insanları yasaklanan şeyden uzak tutmak,  bir şeyi terk etmek, iktifa etmek, doymak, bitirmek, sona erdirmek, tamamlamak, vazgeçmek, derenin suyunun bittiği yer, son, nihayet, sınır, bir fiilin yapılmasını men etmek

NEKASA: نقص

Eksiltmek noksan olmak, hakkını tam vermemek, ayıplamak, kınamak, bir şeyden azar azar almak  , noksanlık, kusur, zaaf, nakıs, kamil olmayan, yok olan , ayıplı.

NEKİRA: نكر

Bilmemek, tanımamak, muğlak olmak, şekil ve durumu değiştirip tanınmaz kılmak, belirsiz kılmak, bir işi çirkin görmek, makul olmayan, bilinmeyen, meçhul.  

NESÂ: نسا

Bir şeyi terk etmek, bir şeyi unutmak, unutturmak, iş işleyen işini terk etmek, birinin siyatik sinirine vurmak, kadınlar, unutulmuş izi silinmiş şey, kavmi arasında değersiz sayılan adam, feminizm.

NESÂ: نصا

Birini alnını perçemini tutup yakalamak yada perçemini çekmek, çöl çöle bitişik olmak, birinin alnını kavrayıp çekmek, bir şeyi seçip ayırmak, insanların ileri geleni, başın ön kısmında olan kakül, yol kavşağı

NESABE : نصب

Bir şeyi dikmek, nasip alameti koymak, tayin etmek, yorulmak, bitkin düşmek, dikilmek, kalkmak, yola dikilen belirti taşı, nişan, makam , görev , vazife, dolandırıcı, hilekar, hırsız, tapınmak için dikilen put, dert, illet, hastalık, abide, anıt, milli piyango, bıçağa sap yapmak, hile yapıp kandırmak

NEŞEE: نشئ

Bir şeyi yeniden ortaya çıkarmak, gelişmek, büyümek, yükselmek, bir şeyi tesis etmek,bir şeyin inşasını istemek, inşaat,  yaratmak, terbiye etmek, yetiştirmek, icat etme, telif etme, meydana getirme, tekamül, filiz, fidan, yetiştirme, terbiye.

NESEHA: نصح

Nasihat vermek, vaaz etmek, samimi davranmak, bir şey halis olmak, ameli ihlaslı yapmak, elbiseyi iyice dikmek, öğüt dediğimiz fesattan alıkoyucu barışa götüren söz, bildiri.