Okuyuş

Kelimeler

ZÂE: ضاء

Aydın olmak, parlamak, aydın ve ziyadar olmak, ışık talep etmek, ışık saçmak.

ZÂĞA - ZEYEĞA : زىغ

Doğruluktan sapmak, meyletmek, eğilmek, haksız söylemek, kararsız ve münharif olmak, saptırmak.

ZÂKA:ذاق

Tatmak, tadına bakmak, denemek, hissetmek, tutmak

ZÂKA:ضاق

Bir şey dar olmak, sıkışmak, daralmak, müsamaha göstermemek, tazyik etmek, muhasara etmek, kuşatmak,  fakirlik, şiddet, içte olan şek şüphe, elem, zor ve şiddetli iş, boğaz, dar geçit, pasaj.

ZÂLE:زال

Gitmek, helak olmak, uzaklaşmak, yer değiştirmek, bir şeyden ayrı olmak, zail kılmak, zevalini gözetmek, zail olucu çabuk gelip geçici.

ZALEME: ظلم

Zulüm etmek, hakkını noksan vermek, bir şeyi yerinden başka yere koymak, malını gasp etmek, doğru yoldan sapmak, gece kararmak, karanlık olmak, zulmetmek, hakkını yemek, zulüm, , nereden geleceği bilinmeyen çapraşık iş, karanlığa girmek.

ZAMEE : ظمئ

 Susamak, susuzluğu artmak,  bir şeyi özlemek, rutubetsiz sıcak rüzgar, atı yormak zayıflatmak.

ZÂNE:زان

Birini güzelleştirmek, süslemek, zinetlermek,  donatmak, bezenmek, hoş manzaralı olan şey, berber, kuaför, dekoratör. Hem dünyada hem ahirette insanı hiçbir durumda kusurlu yapmayan şeydir, ama insanı  bir açıdan süsletip başka açıdan süslemeyen şey de kusurdur.

ZANENE: ظن

Bir belirtiden meydana gelen şey, bu belirti güçlendikçe ilme götürür, çok fazla zayıflayınca vehime götürür, sanmak, sezmek, zan, itham etmek, töhmet, güvenilemeyen,  hayrı az kişi.

ZEHARAFE :زخرف

Süsleme  , süslenmiş veya yanlış renklerle boyanmış herhangi bir şey, yalanlar, sahtecilik  yanlış konuşma