Okuyuş

Kelimeler

HÂLE: حال

Bir halden diğer hale geçmek, .üstünden bir yıl geçmek, çevirip kuşatmak,bir şeyin değişime uğrayıp başkasından ayrılması, muhal(olanaksız, mümkün olmayan),  bir şeyin dolayı, çevresi, iki şey arasındaki engel, ayrılık, imkan, perde germek, tuzak, takriben.

HALEDE: خلد

Devam etmek, uzun müddet kalmak, geç kocamak, bir yerde ikamet etmek,  ebedi, ebedileştirmek, hatır, gönül, kalp, köpek, ölümsüz, yaşlı fakat dinç, 

HALEFE: خلف

Arkasında olmak, birinden sonra gelmek, sonra yaşamak, geriye kalmak, halife olmak, yemek vs.nin tadı kokusu değişik olmak, vadini yapmamak, muhalefet etmek, birinin yerine vekil edinmek, sırt, arka, sona kalan, artakalan,  değişik şey, muhtelif, çeşitli.

HALEKA: خلق

Oranlamak ölçmek, doğru dürüst planlama ,bir şeyi herhangi bir örneği olmadan yaratmak, düzeltmek, bir şeyden bir şeyi meydana getirmek, yumuşak olmak, yalçın kaya ve dağ, mahlukat, insanlara güzel muamele edip iyi geçinmek, ahlak, fıtrat,

HALELE:حل

Bir yere inip konmak, bir şeyi mubah ve helal  olmak, bir iş gerekli olmak, vacip olmak, düğüm çözülmek, helal., borcun vakti gelip edası gerekli olmak, düğümü problemi  vs. yi çözmek, bir iş gerekli vacip ve lazım olmak, bir şeyi helal kılmak, hacı ihramdan çıkmak, mahal, zevce. bir yere kondurmak, konaklatmak, ikamet ettirmek, çözümleme, analiz, tahlil, mahalle, mahal, mubah, kefaret.

HALEME : حلم

Rüya görmek, kişi yavaş ağırbaşlı olmak, birini halim uslu kılmak, hilim, yavaşlık, akıl, kene, kasırga, heder olan kan.

HALESE: خلص

Bir şey halis ve saf olmak, tehlike vs. den kurtulmak, bir şeye varmak yetişmek, taat vs.de gösterişi bırakmak,  seçmek, iyi geçinmek, ayrılmak, açık sözlülük, samimiyet, saf, hür, Bir şeyin kurtuluş vesilesi,  bir şeyin misli, ücret, bir şeyin safisi ve güzidesi.

HALETA :خ ل ط

Karışmak , birleştirmek , harmanlamak, başka bir şey koymak,  bozmak,  rahatsız olmak, enfekte ya da nüfuz etmek, ilişkilendirmek ,sohbet etmek, samimi olmak, bir konfederasyon ,lig , kompakt , antlaşmaya, iyi huylu , eğilim içine girmek için

HALETE : خلط

Bir şeyi diğer şeye katıp karıştırmak, iki veya  daha fazla şeyin parçalarını karıştırmak sütü suyla karıştırmak, bozmak, ifsat etmek, ayrılmak,  konuşmasında saçmalamak, ortaklık,

HAMEDE : حمد

Övmek, razı olmak, hakkını ödemek, teşekkür etmek, bir şeyi takdire layık yapmak, darılıp öfkelenmek, şükür, rıza, hoşnutluk,