Okuyuş

Kelimeler

KEŞEFE:كشف

Bir şeyi örten perdeyi kaldırarak açığa çıkarmak, günahlarını kötülüklerini ortaya dökmek, Allah üzüntüsünü gidermek, bir şey açığa çıkmak, keşfetmek, kaşif, gizleyen veya örten şeyi kaldırmak, izci, öncü, izhar etme,  vahiy, icat, buluş,

KESELE : كسل

Gevşeklik gösterilmemesi, geciktirilmemesi gereken işlerde ağırdan almak, ayak diretmek anlamını taşır, tembellik, üşengeçlik, elbiseli, giyinik, ihmalkarlık.

KETEBE:كتب

Yazmak, Allah bir şeyi farz kılmak, nikah kıymak, vasiyet etmek, tulum vs.yi iki sırım ile dikmek, yazışmak, mektuplaşmak, katip, sekreter, noter, yazı yazılmış sahife, hüküm, ecel.

KEZİBE:كذب

Yalan söylemek, göz aldatmak, hata etmek, iftira etmek, istediği bir işe sarılmayıp ondan geri durdu, kasten hilaf sözler söyleyerek yalan söylemek, hurafe, yalanYalan söylemek, göz aldatmak, hata etmek, iftira etmek, istediği bir işe sarılmayıp ondan geri durdu, kasten hilaf sözler söyleyerek yalan söylemek, hurafe, yalanYalan söylemek, göz aldatmak, hata etmek, iftira etmek, istediği bir işe sarılmayıp ondan geri durdu, kasten hilaf sözler söyleyerek yalan söylemek, hurafe, yalan

LAKIYE:لقى

Yüzüne felç indirmek, karşı karşıya getirmek, haber iletmek, bir şeyi görüp karşılaşmak, atmak, salmak, bulmak. biriyle karşılaşıp buluşmak, sual ,soru sormak, ders vermek, bir adama kavuşup buluşmak, mülakat

LAMEZE : لمز

Birini ayıplamak, gözle yahut kaşla bir adama işret etmek alay etmek, vurmak, öte itmek, insanları yüzüne karşı ayıplayıp alaya alan, üstü kapalı muammalı konuşmak

LEABE: لعب

Çocuğun ağzından salyası akmak, oyun oynamak, eğlenmek, çalmak, hile yapmak, faydasız iş yapmak, biriyle şakalaşmak, çok latife eden şakacı, hilekar.

LEANE: لعن

Kovmak, lanetlemek, uzlaştırmak, beddua etmek, eziyet etmek, azap. Şeytan, bostan korkuluğu, melun, kovulmuş, uğursuz.

LEBESE: لبث

Bir yerde eğlenip durmak, birini gecikmiş bulmak, yolda vs.de çok kere duran kişi, kurup çekmesi zor olan yay. gecikmek, katlanmak, kalmak, duraklatmak, beklemek ,durdurmak,

LECEE : لجء

Kale vs.ye sığınmak, güvenmek, vazgeçmek, birini bir şeye murtaz kılmak, zorlamak, birini koruyup muhafaza etmek, işini Allah’a ısmarlamak, mülteci, himaye, birine dayanmak.