Okuyuş

Kelimeler

MESARA:مصر

Az az vermek, sütü azalmak, bir yeri şehir yapmak, sütü az çıktığından geç sağılan koyun, o (nadiren bir kasaba) iki şey, bölüm, bariyer, sınır, büyük şehir, Mısır arasında bir sınır / sınır yaptı

MESELE:مثل

Ayak üzerinde dikilip durmak, yerinden ayrılmak, benzemek, bir şeyi bir şeye benzetmek, nazir, denk, temsil etmek, piyer vs.yi oynamak, aktör, Bir şey kurmak, bir şeyleri taklit etmek, bir atasözü uygulamak, iyileşme, bir emre uyma, itaet etmek, yolundan gitmek, heykel, faziletli olmak, benzerlik, benzerlik veya eşdeğer olma

MESSE:مس

Eliyle dokunmak, birine hastalık yada ihtiyarlık gelmek, birini bir şeye mecbur etmek dokundurmak, dokunan şey, masaj, hissedilebilen,   El ile bir şeyi karşılamak veya dokunmak ya da hissetmek, rahatsızlık , rahatsız edici olmak, başarmak zordur.

METARA: مطر

Yağmur yağmak, yere dökülen su, at sürat yapmak, kuş süratle konmak, kabı doldurmak, bir şey yüksek olmak, alıp götürmek, başını yere eğip susmak, gitmek, sabretmek, adet, yağmur isabet etmiş olan.

METEA:متع

Bir şey uzamak, ipin boğumu sağlam olmak, faydalandırmak, zevk aldırmak, ömrünü uzatmak, sağlam. bir şeyi iletmek, zarif güzel olmak, boşanan kadına muta vermek, her şeyi iyisi, sağlam bükülmüş ip, boşanan kadına mihri mislinin yarısından fazla verilen şey.

NÂBE:ناب

Bir hususta birinin yerine geçmek, kaim olmak, Allah’a tevbe edip taatine sarılmak, sık sık gidip gelmek, birini bir zor iş arız olmak, tevbe edip Allah’a rucû etmek, bir işte nöbetleşmek, birinin yerine  vekil geçmek, temsilci, parlamento üyesi,musibet,felaket, fırsat,kere.

NÂKA:ناق

Eti yağdan arıtmak, hurmayı aşılamak, bir şeyi seçip ayırmak, bir hususta iyisini ve kıymetlisini kullanmak, dişi deve, her hususta maharet beceriklilik, işi becerip ıslah eden onaran.,

NÂLE: نال

İsteğine nail olmak, almak, ulaşmak vasıl olmak,  yaklaşmak, vakti gelmek, vermek, elde edilen, atıyye, bağış.

NÂRA: نار

Bir şey parlamak, aydın olmak, bir hususu açıklamak, aydınlatmak, yol göstermek ateş görmek, bozguna uğrayıp  yenilmek, fitne, münevver (tenvir edilmiş, nurlandırılmış, aydınlatılmış, ışıklı. Aydın), Aydınlatılmış,

NASARA: نصر

Düşmana karşı yardım etmek, zafer vermek, zalime karşı gelmek, birbirini kollamak, yardım, Nusret, Hristiyan,