Okuyuş

Kelimeler

FEHARA:فخر

Kibirlenmek,  birineilim,nesep,kerem vs. faziletlerle üstünlük iddia etmek,  şeref, kendini yüceltme , büyütme, övünme, küçümseme, gururlu ,kibirli, büyük, çok iftihar eden,mükemmel kalite, pişmiş çömlek , kil, toprak damar.

FEKAHE: فقه

Birine ilimde galebe etmek, fakih olmak, anlayışlı, şeriat ilmini bilir olmak, bir şeyi gereğince anlamak, öğretmek, bildirmek, fıkıh tahsil etmek, anlayış, zeka, mütehassıs.

FEKARA: فقر

Bir yeri kazmak, delmek, musibet şiddetli gelmek, malı gitmek, fakir olmak, omurgası sağlam olmak, bir şeyi çok kırmak, felaket, afet, bela, yoksulluk, fidan dikilen çukur.

FEKERA: فكر

üzerine düşünmüş, net bir bilgi edinmek, onu (zihinsel olarak) incelemek, zihni istihdam etmek, çok düşünce düşünmek, yansıtmak için düşünmüştür. 

FELEHA:فلح

Yeri ziraat için sürmek, yarmak, arzusuna nail olmak, istediğini elde etmek, felah bulmak, korktuğu şeyden gam ve zorluktan kurtulmak, nimet ve rahatta daimi olmak, fevz ve felah bulmak.

FELEKE:فلك

Israr etmek, gemi, yuvarlak ve hareketli dalga, yörünge, kendinde yıldızlar dönen gök, astronomi, dizin yuvarlağı, fakir, iplik eğirdikleri iğ, oklava, boğazda küçük dil, gidiş dönüşü, yuvarlak, yuvarlaklaşmak, dairesel bir şey, ısrarcı, sebat etmek, gemi, Ark, yıldızların yeri, göksel küre, egemenlik, , gökyüzü, dönme, çemberleme, devre, gitme ve geri, bir kargaşa durumu, bir milin burgusu,

FERAHA:فرح

Bir şeyden razı ve hoşnut olmak, sevinmek, ferahlamak.

FERAKA : فرق

İki şey arasını ayırmak, aralarını fasletmek, fark, Furkan(doğruyu yanlıştan ayırma bilinci),fırka, takım, gurup, tümen, ayırma , ayrılık, parça, bölüm, sabahın ağarması,  ayrıştırma, korkmak.

FERAYE:فرى

Bir şeyi yarmak, kürk, tüylü ve kürklü deri, servet, yalan düzmek, yalan söz peyda etmek, iftira, yeniden düzülüp ortaya konan şey, uydurma acayip iş, karanlık iş, acayip karışık uydurma  tuhaf iş,zenginlik, yalan düzmek, bir şeyi yarmak, yalan , iftira

FERAZA : فرض

Kertmek, farz kılmak, takdir etmek, tahsis etmek, bir adama vazife ve ulüfe tayin etmek, bir hisse vermek, farz kılınan şey, ev ödevi, vazife, bir çeşit ev direği.