Okuyuş

Kelimeler

EVEHE : (اوه

Ah etmek, ah çekmek, ah kelimesi hüznü ve acıyı ifade eden isin fiil, çok ah çeken, kalbi  merhametli, yufka yürekli, çok dua eden

EVELE: اول

Dönmek, irtidat etmek,  vali, reis, başkan olmak, idare etmek, hükmetmek, öne geçmek, döndürmek, çevirmek, irca etmek, tefsir etmek, tevil etmek, yorumlamak, uzak ve gizli manalarını ortaya çıkarmak, adamın çoluğu çocuğu ailesi, serap, akraba, taraf( ale firavn)  alet, araç ,bir şeyin kendisi, fotoğraf makinesi, daktilo., makine, uzuv.

EVEYE: اوى

İnmek, konmak, sakin olmak, yanına almak, sığınmak, acımak, merhamet etmek, dönmek, başkasına eklendi, katıldı, toplanmak, barındırmak,  barınak,

EYÂ-EYEYE: ايا

Durmak, eğleşmek, nişan, alamet koymak, kastetmek, yönelmek, işaret , ibret, mucize, şahıs, cemaat, Kuranı kerimi meydana getiren cümlelerden her biri, bir şeyin cinsini ve türünü belirlemek, apaçık alamet, sağlamlaştırma ve bir şeyin üzerinde durmak, bilgi düzeyine göre farklılık.

EYÂ: ايا

Durmak, eğleşmek, nişan, alamet koymak, kastetmek, yönelmek, işaret , ibret, mucize, şahıs, cemaat, Kuranı kerimi meydana getiren cümlelerden her biri, bir şeyin cinsini ve türünü belirlemek, apaçık alamet, sağlamlaştırma ve bir şeyin üzerinde durmak, bilgi düzeyine göre farklılık.

EZENE: اذن

Bir şeyi bilmek, açıklamak, arz etmek, ilan etmek, dinlemek,  kulağına dokunmak değmek, birine izin vermek, müsaade etmek, namaza çağırmak, ezan okumak, hayvan ve insanlarda işitme organı kulak, kulp, kabza, müezzin, minare, ezanlık.

EZEYE : ذى

İncitmek, eziyet görmek, zararlı, eza veren, küçük zarar, eksiklik.

FÂZA: فاض

Sel çoğalıp taşıp akmak, sıvı yaş vs. akmak, bir şey çoğalmak, haber yayılmak, ölmek, kabı taşıncaya kadar doldurmak, faiz, bol, geniş,  bol bol, taşma, bol, akış serbestçe yayılır. devam etmek, geri dönmek, herhangi bir iş veya iletişim içine dalmak, bir yerden başka bir yere gitmek.

FÂZE: فاز

Bir şeye nail olmak, elde etmek, şerden kurtulmak, zafer kazanmış kılmak, fevz, zafer, kurtuluş, ölüm, elde edilen kazanımlar.

FEDEYE: فدى

Mal veya başka bir şey karşılığında birini esaret vs. den kurtarmak, kendini biri yoluna feda etmek, fidye verip kurtulmak, çekinmek, korunmak, sakınmak, esir vs. için verilen bedel, ibadet kusurlarından ötürü Allah için verilen meblağ, fedailik.