Okuyuş

Kelimeler

HÂBELE : خبل

Aklını bozmak, bir şeyden men etmek, hapis etmek, eksiksiz, helak, öldürücü zehir, külfet

BAĞIYE : بغى

Ne olduğunu anlamak için iyice bakmak, haddi aşmak, ileri gitmek, istemek, arzu etmek, uygun olmak, layık olmak, gerekmek, yakışmak, isyan , kibir, fesat, çok yağmur. Haddi aşmak ileri gitmek, kanundan dışarı taşmak, haktan ayrılmak, istemek, zulüm, kendi için bir şeyi istemesini arzulamak. cinayet, suç,

CEHEDE : جهد

CEHEDE Kelimesi: Gayret etmek, hayvana takati üzerine yük yüklemek, yorulmak ve meşakkat çekmek, imtihan etmek, sınamak, isteğinde ısrar etmek, hak zahir ve bariz olmak, mümkün olmak, çalışıp çabalamak, vuruşmak, harp etmek, cihat etmek, vus’at, çaba, gayret, takat, güç, kudret,  acele etmek. Allah yolunda vuruşup dövüşmek, düşünmek, bütün gücüyle çalışmak, , uyanık olmak,

FERAHA : فرح

Bir şeyden razı ve hoşnut olmak, sevinmek, ferahlamak..

NEFERA : نفر

Bir şeyden usandıktan rahatsız olduktan sonra başka yere kaçmak, bir şeyden korkup kaçmak, tiksinmek, nefret etmek, yüz çevirmek, insanlar bir iş için birden gitmek, hacılar Mina’dan Mekke’ye akın etmek- dağılmak, bir şeye doğru sürat etmek, üstün gelmek, düşmanlaşmak, fıskiye, parti, cemaat, soğutmak.

RÂDE : راد

 Bir şeyi istemek, arzu etmek, dilemek, seçmek, niyet etmek, yapmasını istemek, irade, gemide dönen demir, makara iği,

SEKALE : ثقل

Ölçmek için eliyle kaldırmak, tartıda, ağırlıkta başkasına üstün gelmek, nefse ağır gelmek, iş zor olmak , gizli olmak, üşenip ağırlaşmak, gevşek davranmak, ağırlık, yük, günah, borç, ağır hasta, sağır, hazmı güç sindirilemeyen.

VAZAA : وضع

Bir şeyi bir yere bırakmak, koymak, mekan, yer, mahal, konu, mevzu, indirmek, manasından kaydırmak, doğurmak yükünü indirmek, uğraşmak, tenzilat, düşük, haraç, vergi, alçak gönülle, mütevazi.

ZÂDE : زاد

Artmak, çoğalmak, müzayedede fiyat artmak, zait yeterinden fazla, gerekli değil, apandisit çıkıntısı, apandisit, diyafram, ziyade, ilave, fazla artırma, ileri gitme.

ABEDE : عبد

Boyun eğmek, kulluk etmek, itaat etmek, köle olmak, bir şeye yapışıp ayrılmamak, ibadet eden kulluk eden, perestiş  tazimle  Allah’a boyun eğmek. Mabet