Okuyuş

Kelimeler

CERAME : جرم

Kesmek, yününü kırkmak, kazanmak, günah işlemek, günah, hata, cürüm ve töhmet isnat etmek, suçlu.

CERAME :جرم

Kesmek, yününü kırkmak, kazanmak, günah işlemek, günah, hata, cürüm ve töhmet isnat etmek, suçlu. Bir şeyi kesmek, bir şey kazanmak, insanı suç işlemeye teşvik etmek, kınamak, suç / günah işlemek, itaatsizlik davranışını yapmak, açık olmak, bir şeyi tamamlamak , bir şeyi sona erdirmek ya da bitinceye kadar bir şey getirmek için [tamamlandıktan sonra].

CERAYE :جرى

Su akmak, kendi akışıyla akıp giden şey, birden akmak, seyretmek, yürümek, bir işte yetkili kılınan elçi, vekil göndermek, yürürlükteki gelenek,  bir şeyde yarış yapmak, tedavülde olan, câri, akan, cereyan.

CERAYE: جرى

Su akmak, kendi akışıyla akıp giden şey, birden akmak, seyretmek, yürümek, bir işte yetkili kılınan elçi, vekil göndermek, yürürlükteki gelenek,  bir şeyde yarış yapmak, tedavülde olan, câri, akan, cereyan.

DAÂ: دعا

Birini çağırmak, bir şeyin gelmesini istemek, teşvik etmek, dua etmek, iddia etmek, binayı tamamen yıkmak, davete icabet etmek, gerektirmek, yemin , ziyafet,

DAHAKE: ضحك

Gülmek, mutlu olmak, yol açık olmak, yerin bitkisi ve çiçeği çıkmak, alay etmek, acep, hayret, hurmanın tomurcuğu, gülünecek şey gülünç, komik, havuzu taşıncaya kadar doldurmak.

DÂNE : دان

Din edinmek, zelil olmak, boyun eğmek, borç vermek- almak, yol, anlayış, yaşam tarzı, Yaklaşmak, dünya, alem, minimum, arz, yaklaşan , yakın,  bedel, ceza, din, ibadet, saltanat ve idare.

DÂRA : دار

Bir şeyin etrafını tavaf etmek, daire şeklinde hareket etmek, dönmek, dolaşmak, birini bir işten çevirmek, alıkoymak, terk ettirmek, daire, bir şeyi ihata çepeçevre çeviren şey, halka, hezimet, mağlubiyet, felaket, konak, saray ,ev, belde, yurt, şehir.

DARARA : ضر

Zarar vermek, mecbur etmek, bir şeye icbar etmek, zorlamak, mala nefislere isabet eden noksan ve hasar, ziyan, hastalık, sıkıntı, darlık, özür, zaruret, meşakkat, zorunlu, fakirlik, hastalık, kötü durum, darlık.

DARARA : ضر

Zarar vermek, mecbur etmek, bir şeye icbar etmek, zorlamak, mala nefislere isabet eden noksan ve hasar, ziyan, hastalık, sıkıntı, darlık, özür, zaruret, meşakkat, zorunlu, fakirlik, hastalık, kötü durum, darlık