Okuyuş

Kelimeler

ÂNE-AYENE :عان

Gözü geniş ve güzel olmak, göz,  sıvı vs. akmak, kuyunun suyu çoğalmak, kötü gözle bakmak, göz değirmek, casusluk yapmak, birine haber getirmek, gözü ile görmek, pınar, suyun kaynadığı yer, ilim, topluluk, öncü asker, kavmin şereflisi, örnek, numune.

ANEDE:عند

Hakkı bilerek reddedip karşı çıkmak, inat etmek,  Burada, ile,,,,,,,, noktasında, ile,. Bu sözcük, cehalet fikrini ifade eder, ister mülkiyet ya da düşünsel anlamında olsun, aynı zamanda bir rütbe ya da haysiyet ya da fikir, zaman ve yer duygusunu ifade eder. doğru yoldan çıkmak, reddetmek, sapmak, isyankar olmak, direnmek için direnmek, sınırları aşmak. Mekan ve zamaniçin zarf,nezdinde, yanında, sırasında,yan, kenar ,taraf,

ANETE : عنت

Bir şey fasit ve berbat olmak, günah kazanmak, zina etmek, hata, hakkı kabul etmeme, meşakkat, sarılıp iyileşmiş kemiği tekrar kırmak, korku ve helakin olduğu sıkıntı, güçlük.

ARÂ- ARAVE: عرا

Birine bir kimse kabus gibi gelip basmak,başına bir iş gelmek, bir şeyi ihmal ve terk etmek, kenar, taraf insan topluluğu, sıtma hastalığı, kulp, birini soymak, çirkin iş yapmak, bitki bitmez yer, soğuk rüzgar.

ARABE: عرب

Yemek yemek, kendini savunmak, kınama, halis, hakikat, sarahat, halis Arap, çok şiddetli akan nehir, ambülans, alış verişte kaparo, mide bozulmak,

ARADA: عرض

Bir şeyi diğer bir şeye arz etmek, göstermek, isabet etmek, gözden geçirip haline bakmak, bir şeyden yüz çevirmek, geri dönmek, uzunluğun zıddı enine doğru genişlik, yan-kenar, bulut, bir şeye yapılan engel, arzuhal, dilekçe,  yarışmak, zahir olmak, şahsiyet, şeref, eşya , meta, mal hırsı, ganimet,

ARAFE: عرف

Bilmek, idrak etmek, bir şeyi süslemek, güzelleştirmek, itiraf etmek, tanımak, tanışmak, bir şeyi  öğreninceye kadar araştırmak, tarif, tanımlama, örf, yüksek yer, çehrenin görülen yerleri, iyilik, aklın ve dinin hoş gördüğü şey, bir şeyin izini tefekkür ederek ve derin düşünerek onu algılamak, arif.

ARAŞE:عرش

Gölgelik yapmak, çardak kurmak, evi bina etmek, taht yapmak, meyletmek, sapmak, hayran kalmak, bir işi geciktirmek, mülk, izzet, şeref, şan, işin kıvamı, ikamet etmek. inşa etmek  kafes yapmak (üzüm şarabı için), asma sapı yapmak, çatıyı yükseltmek (bir ev veya yapı), yerleşmek taht, çardak, köşk, çatı, güç , egemenlik.

AREFE: عرف

Bilmek, idrak etmek, bir şeyi süslemek, güzelleştirmek, itiraf etmek, tanımak, bir şeyi  öğreninceye kadar araştırmak, tarif, tanımlama, örf, uygun, yüksek yer, çehrenin görülen yerleri, iyilik, aklın ve dinin hoş gördüğü şey, bir şeyin izini tefekkür ederek ve derin düşünerek onu algılamak, arif.

ASÂ :عصى

Asi olmak, emre itaatsizlik etmek, inat edip emre muhalefet etmek, damarın kanı kesilmemek, kanama olmak, karşı gelmek, müşkül güç zor olmak, şifası güç müzmin hastalık.