Okuyuş

YUNUS SURESİ 4. AYET

YUNUS SURESİ 4. AYET

23.12.2017

إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ اللّهِ حَقًّا إِنَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُواْ يَكْفُرُونَ ﴿٤

Sizin merciniz/dönüş yeriniz  topluca O'nadır. Allah’ın vaadi gerçektir. O, yaratmayı başlatır. İnanan ve sulh edici amel işleyenleri, kısd ile cezalandırsın/karşılıklandırsın diye geri çevirir/döndürür. Küfredenlere küfretmelerinden dolayı hamimden bir içecek ve acıklı bir azap vardır.

Kelime Açıklamaları

RACEA:(رجع

Dönmek, birini bir şeyden geri döndürmek, vaz geçirmek, rücu-dönüş, söz söylenene fayda vermek, müracaat etmek, kitaba bakmak, tekrar gözden geçirmek, gerici

VADE:(وعد

 Birine söz vermek, sözle vadetmek, yerden bol bitki vs. ummak, sarp ve sert yer, korkulu yer, vaadleşmek, sözleşme zamanı ve mekanı, randevu, muayyer vakit, sözleşme vakti,  ahit, birini bir şer vs. ile tehdit etmek korkutmak.

BEDEE:بدا

Bir şeyi diğerini yapmadan önce yapmak, takdim etmek, yaratmak, icat etmek, vaki olmak, tekrar tekrar söz etmek, başlangıçta, ilkin, her şeyin öncesi, evveli, başlayış, kaynak, ilkel.

VEADE :عا

 Birine söz vermek, sözle vadetmek, yerden bol bitki vs. ummak, sarp ve sert yer, korkulu yer, vaadleşmek, sözleşme zamanı ve mekanı, randevu, muayyer vakit, sözleşme vakti,  ahit, birini bir şer vs. ile tehdit etmek korkutmak.

ÂDE : (عاد

Geri dönmek, yüz çevirdiği şeye geri  dönmek, olmak, bir iş olmak, tekrar etmek, faydalı olmak, bir şeyi adet edinmek, birine bir şeyi alıştırmak, alıştırıp yetiştirmek, iyilik, ihsan, atıyye(hediye, lütuf), şefkat, menfaat, alışıla gelen iş, muntazam, bayram, varış yeri, klinik, hasta kabul yeri, Ad kavmi, ud, bayramlık hediye.

SALEHA: صلح

Bir şey iyi olmak, bir şey diğer bir şeye yaraşır, faydalı uygun olmak, ateş ile tutuşturmak, dua, onarmak, ıslah etmek, iyilik etmek, aralarını bulmak, barıştırmak, mu salaha (barış) yapmak, ittifak etmek, anlaşmak, sulh, ıstılah, istikamet, iyilik, doğruluk, uygunluk, vecibeleri gereğince yerine getiren insan.

KASETA: قسط

Hakim adil olmak, adalet etmek, hayvanın ayakları dik olmak, adalet yapma, miktar, terazi, hisse, nasip , esmadan, adil, adaletli, ölçülerin en sıhhatli ve mazbut olanı. 

HAMME :حم

Fırını kızdırmak, suyu ısıtmak, iç yağ vs.yi eritmek, Allah c.c. birine bir şeyi hükmetmek, kaza etmek, testi ateşten yanmak, bir şey kararmak, aramak, birine öfkelenmek, humma, sıtma, kömür, kül, yanardağ dan püsküren lav, ölümün şiddeti, çok sıcak,

Önceki Sonraki

Yorum Yapınız