Okuyuş

NAHL SURESİ:48. AYET

NAHL SURESİ:48. AYET

اَوَلَمْ يَرَوْا اِلٰى مَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍ يَتَفَيَّؤُ۬ا ظِلَالُهُ عَنِ الْيَم۪ينِ وَالشَّمَٓائِلِ سُجَّدًا لِلّٰهِ وَهُمْ دَاخِرُونَ

Onlar, Allah'ın yarattığı birtakım şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri Allah'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşır.

Kelime Açıklamaları

RAAYE:راى

Görme duyularıyla görmek, tefekkürle kalple görmek, akıl ile idrak etmek, bir şeye inanmak, itikat etmek, sonunu düşünmek, rüya, düş görmek, birini alim sanmak, bilmek. Yere bayrak dikmek.riya gösteriş yapmak, aynaya bakmak, riyakar, akciğer, zatüre,  inanç, akıl, görüş, tedbir, fikir, teklif

ZALELE:ضل

Bir şeyi gündüz işlemek, yapmak, gündüz veya gece yapmak, devamlı yapmak, bir şey gölgeli olmak, bir şey diğer bir şeyi örtüp bürümek, yaklaşmak, yönelmek, yakın gelerek gölgesini getirmek, şemsiye, paraşüt. Gecenin  karanlığı, bir şeyin kalıbı, şahsı, kendisi.

FÂE: فاء

Dönmek, gölgesi yayılmak, öfkesinden vaz geçmek, ilgi göstermek, fayda getirmek, rüzgarlar ekini hareket ettirmek, dönme, rücu etme, tam tövbe, vakit, ganimet, gölgesiyle gölgelenmek.

YEMENE: ىمن

Allah mübarek ve uğurlu kılmak, birinin sağından gelmek, sağ el, sağ tarafına almak, birine yemin vermek, sağ, bereket, kuvvet, yemin, Yemen. Yeminleştikleriniz" ya da "Antlaşma Yaptıklarınız"

ŞEMELE: شمل

Şamil olmak, hepsini içine almak, bir şeyi sol yanına almak, sol, elbisesine tamamen bürünmek, tabiat, huy, uğursuzluk, ihram, örtü, ihtiva etmek içine almak, topluluk, dağınıklık.

DEHARA:دخر

Küçülmek, önemsiz olmak, boyun eğen küçülüp önemsiz olan, sürünerek gelmek, saklamak.  

Önceki Sonraki

Yorum Yapınız

Güvenli Kodu : Güvenlik Kodu