Okuyuş

NAHL SURESİ:14 . AYET

NAHL SURESİ:14 . AYET

28.10.2019

وَهُوَ الَّذ۪ي سَخَّرَ الْبَحْرَ لِتَأْكُلُوا مِنْهُ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُوا مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَاۚ وَتَرَى الْفُلْكَ مَوَاخِرَ ف۪يهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

O, denizi de verdi ki ondan taptaze et yiyesiniz ve ondan kuşanacağınız süsler çıkarasınız. Görüyorsun ki gemiler, denizi yara yara akıp gitmektedir. Allah'ın fazlından aramanız ve O'na şükretmeniz için.

Kelime Açıklamaları

ŞEKERA:شكر

Nimetini ve ihsanını bilip sahibine sena etmek, karşılığını vermek, yağmur şiddetlenmek, koşuda gayretli olmak, çok şükreden, ince tüy, taze fidan, teşekkür.

FEZALE: فضل

Fazilette galebe gelmek, birine iyilik etmek, fazla, artık, büyük nimet, ziyade, fazlalık, hikmet, iffet, şecaat, akıl. Bir şeyde çok iyi olmak, seçmek, ayırt etmek, ayırmak, üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak, kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak.

FELEKE:فلك

Israr etmek, gemi, yuvarlak ve hareketli dalga, yörünge, kendinde yıldızlar dönen gök, astronomi, dizin yuvarlağı, fakir, iplik eğirdikleri iğ, oklava, boğazda küçük dil, gidiş dönüşü, yuvarlak, yuvarlaklaşmak, dairesel bir şey, ısrarcı, sebat etmek, gemi, Ark, yıldızların yeri, göksel küre, egemenlik, , gökyüzü, dönme, çemberleme, devre, gitme ve geri, bir kargaşa durumu, bir milin burgusu,

BEHARA:بحر

Deniz, yeri yarmak, çukuru genişletmek, korkudan şaşırmak, hastalıktan suya doyamamak, denize açılmak, ilim servet  vs.de derinleşmek,  okyanus, buhran, krizi koma, geniş yer.

EKELE:اكل

Yemek yemek, yiyip bitirmek, tüketmek, aşındırmak, ömrünü yemek bitirmek, kavmin arasını bozmak, ateşin alevi şiddetlenmek, kaşıntı, uyuz illeti, yalana kulak verip haram yemek, geniş rızık, obur, bıçak, kamçı, ürün, yemiş.

HELEYE:حلي

Bir şey tatlı şirin olmak, meyve güzel olmak, yemek vs.yi lezzetlendirmek tatlılaştırmak,  helva, ziynet, süs, yaradılış, sıfat, şekil, süslenmek, ziynet takmak, fazilette muttasıf olmak, bir şeyi tatlı hoş bulmak, kendinde olmayanla övünmek.

LEHAME : لحم

Birine et yedirmek, bir işi sağlam kılmak, lehimlemek kırık şeyi yapıştırmak, bir yerde kalmak, saplanıp kalmak, ekin danelenmek,  biri diğerini öldürmek mukatele yapmak, birbirine bitişip yek vücut olmak, kasap, et satan, çok bükülmüş ip.

TARAYE: طري

Yumuşak ve taze olmak, bir şey terü taze olmak, birini övmek methetmek, koku vs.ye güzel hoş şeyler katıp kıvama getirmek, parfüm, yumuşak, taze.

LEBİSE: لبس

Bir işi şüpheli içinden çıkılmaz hale koymak için karıştırmak, elbise giymek, sineye çekmek, bir şey, bir şeyi örtmek bürümek,  bulamak, elbise, iman, haya yahut ameli salih, zırh, gece, müphem

MEHARA:مخر

Gemi denizde akıp gitmek, yüzen kişi suyu yarmak için ellerini atmak, bir şeyin iyisini seçmek, gemi, yaz günlerinin başında beliren beyaz bulutlar.

Önceki Sonraki

Yorum Yapınız

Güvenli Kodu : Güvenlik Kodu