Okuyuş

İSRA SURESİ 21-25 . AYETLER

İSRA SURESİ  21-25 . AYETLER

01.05.2020

(21) اُنْظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ وَلَلْاٰخِرَةُ اَكْبَرُ دَرَجَاتٍ وَاَكْبَرُ تَفْض۪يلًا

(22)لَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَخْذُولًا۟

وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًاۜ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا 

(23) وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَر۪يمًا

(24)وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يرًاۜ

(25)رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ي نُفُوسِكُمْۜ اِنْ تَكُونُوا صَالِح۪ينَ فَاِنَّهُ كَانَ لِلْاَوَّاب۪ينَ غَفُورًا

21.  Bak, nasıl onların kimini kiminden üstün yaptık. Elbette ahiret, dereceler bakımından da daha büyük, üstünlük bakımından da daha büyüktür.

22.  Allah ile beraber başka bir ilah edinme, sonra kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın!

23.  Rabbin, yalnız kendisine ibadet/kulluk etmenizi ve anaya babaya, güzellikler yapmanızı hükmetti. İkisinden birisi yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara "Öf!" deme, onları azarlama! Onlara güzel/kerim söz söyle.

24.  Onlara acımadan dolayı, küçülme/tevazu kanadını indir ve: "Ey Rabbim! Bunlar, beni küçükken nasıl yetiştirdilerse sen de bunlara merhamet eyle!" de.

25.  Rabbiniz içlerinizdekini/nefislerinizde olanı en iyi bilir. Eğer siz salih/sulh edici kişiler olursanız şüphesiz O, evvab/O’na dönenler için bağışlayandır.

Kelime Açıklamaları

KAADE: قعد

Oturmak, bir yerde ikamet etmek, men etmek, alıkoymak, önem vermemek. kaide, bir yerde ikamet etmek, bina temeli, (kaide-i ahire –son oturuş)., ikamet etmek, hapsetmek, men etmek, alıkoymak, emekliye ayrılmak

NEHERA: نهر

Dilenciyi azarlayıp kovmak, sert bir şekilde azarlamak, kuvvetle akmak, su akıp kendine yol açmak, kaynayan suyun mecrası, ırmak, bulut, gündüz, gün, sütun, genişlik, bolluk, çok anlamında.

HASENE : حسن

Güzel olmak, yakışıklı olmak, bir şeyi iyi, güzel etmek, bilmek, zinetlendirmek, süslemek, iyi sonuç, güzel akıbet, nimet, beğenme, zafer ve şehadet.

FEZALE: فضل

Fazilette galebe gelmek, birine iyilik etmek, fazla, artık, büyük nimet, ziyade, fazlalık, hikmet, iffet, şecaat, akıl. Bir şeyde çok iyi olmak, seçmek, ayırt etmek, ayırmak, üstün olmak, çoğalmak, fazlalaşmak, kazanç/hediye, yardım/ödül/iyilik/nezaket bağışlamak.

SAĞARA: صغر

Küçük olmak, hakir olmak, bir kimseyi  horlamak, minimum, ufak ince şey, zül ve hakarete razı dayanıklı adam

VELEDE:ولد

Dişi doğurmak, üremek, nesli peyda etmek, doğurmak, bir şeyi diğer şeyden üretmek, çocuk, yavru, sabi, yaşıt olan, sonradan olan her şey, icad olan sonradan uydurulan kelime, baba, anne ebeveyn, yeniden doğuş.

NAZARA:نظر

Bakmak, göz atmak, görmek, derinlemesine bakmak, bir işi iyiden iyiye düşünüp taşınmak, aralarında hükmetmek, korumak, gütmek, kulak verip dinlemek, borçluya mühlet vermek, süre tanımak, tartışmak, münazara etmek, beklemek, ummak, sabretmek, ayna, teleskop, nazar, görüş, görme, basiret, dürbün,  bekleme odası, bir şeyi diğer şeye benzer nazir kılmak, beklemek, gözetleyen, müdür, idareci, feraset, vekillik, görüş, görme, basiret, nazariye.

KEBERA:كبر

Bir adam diğerinden yaşça büyük olmak, ihtiyarlık, yaşlanmak, makam ve mevkide büyük şerefli olmak, bir iş üzerine zor ve ağır gelmek, meşakkatli olmak, bir iş de aşırı olmak, kibirlenmek kendini büyük görmek, ekabir, ululuk, azamet, mülk, megafon.

 

ABEDE:عبد

Boyun eğmek, kulluk etmek, itaat etmek, köle olmak, bir şeye yapışıp ayrılmamak, ibadet eden kulluk eden, perestiş  tazimle  Allah’a boyun eğmek. Mabet, hizmet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek

ĞAFERA:غفر

Bir şeye onu kirden koruyacak elbise giydirmek, Allah günahını cürmünü örtüp affetmek, bir işi ıslah etmek, kadının baş örtüsü, miğfer, dağın tepesi, elbise pürüzü, bulutun üzerinde bulut, seciye, haslet, af ve mağfiret, çokluk, fazlalık,  esmadan, bağış,

EHARA: اخر

Yarın, Geri bırakma, saati geri alma, iki şeyden diğeri ,öteki, benzeri, başkası,  son, uç, arkada-geri  kalmak, nihayeti bitimi, erteleme, sonradan gelmek, sonuncu, esmadan, yolun sonu, son durak, ahiret, ölüm sonrası, bir şeyin arkadan sonu, veresiye ile satmak, anayurt, yakın zaman.

SALEHA:صلح

Bir şey iyi olmak, bir şey diğer bir şeye yaraşır, faydalı uygun olmak, ateş ile tutuşturmak,dua, onarmak, islah etmek,sulh, ıstılah, iyilik etmek, aralarını bulmak, barıştırmak, mu salaha (barış) yapmak, ittifak etmek, anlaşmak, , istikamet, iyilik, doğruluk, uygunluk, vecibeleri gereğince yerine getiren insan.

ELEHE: اله

Zatı ilahiyyenin sıfatları, mabut luk, kulluk etmek, korumak, sığınmak, iltica etmek, ikamet etmek, tanrı addetmek, tapınılan her şey, kainatın yaratıcısı Rab Teala, brova, aferin, çok güzel.

BELEĞA:بلغ

Vasıl baliğ olmak, iş gayesine varmak, çocuk buluğa  ermek, ağaç meyve vermeye başlamak, haber etmek, bir şeyi ulaştırmak,ulaşmak, çağrı veya kararı tebellüğ etmek, belagat ilmi, ültimatom, meblağ, miktar,mesaj, haber, bildiri, lisanı fasih beyanı güzel olmak, ilan, tebliğ. 

KERAME: كرم

Bir şeyi  aziz ve kıymetli olmak, cömert olmak, iyi ve ahlaklı olmak, yer bereketli mahsul vermek, bulut çok yağmurlu olmak, birine hürmet ve tazim göstermek, yakışmayan şeyden kaçınmak, şeref, azizlik, kerim olan bir şeyi istemek, kıymetlisini aramak, toprağı temiz ve mümbit yer.

RABÂ -RABEVE:ربا

Yetişmek, yetişip büyümek, bir şeyi çoğaltıp artırmak, tepe, yüksek yere tepeye çıkmak, yükselmek, üste çıkmak, nefes darlığı olmak, bir şey şişip kabarmak, fazlalık. 

ÂBE: اب

Dönmek, her yönden gelmek, Allah’a tövbe etmek, iradesi olan canlının dönüşü, irade ve seçime dayalı bir dönüş,  güneş batmak, bütün gün yürümek,  kastetmek, azmetmek, doğruluk, istikameti taraf, gidiş dönüş, dönüş yeri

HAFEZA: خفض

Geçim ve yaşamı güzel olmak,  ikamet etmek, indirmek, eksiltmek, mütevazi olmak,indirmek, eksiltmek, sözü yavaş ve yumuşak söylemek, bir işi suhuletle tutmak, fiat vs.yi düşürmek, vakur, sakin.

CENEHA: جنح

Meyletmek, eğilmek, gece gelmek, kararmak, kuş un kanadı, kanat,yaslanmak, dayanmak, koltuk altları, cürüm günah, taraf, çevre, asker toplamak, sert yer

ZEMEME : ذم

Kötülemek, yermek, ayıplamak,  burun akmak, ayıplanacak iş yapmak, birini hakir görmek küçümsemek, bir yer kuru olup hayrı azalmak, birini çok kötülemek çok zemmetmek, kefalet, teminat, söz, hak, hürmet, mükellefiyet, zayıflıktan ve zebunluktan ölümle burun buruna gelmiş kimse, malı dini vs. teminat altına alınmış gayri müslim.

EFEFE : فف

Sıkıntı veya  üzüntüden öf demek, birine öf demek, söylenip şikayet etmek, korkak, kirli, pis şey , kir, tırnağın kesilip atılan kısmı, tiksinilen şey.

KELEVE : كلو

İkili, ikisi, iki adet, tesniye,

HAZELE : خذل

Birine yardım etmeyip hor ve zelil terk etmek,yüz üstü bırakmak, yalnız bırakmak, harbi terk etmeye teşvik etmek, cenkten yahut askerden kaçıp geri dönmek,

DERACE : درج

Yürümek, merdiveni çıkıp tırmanmak, bir şeyi diğer şeye sokmak katmak dahil etmek, derecelere ayırmak, gittiği yolda durmadan dinlenmeden şaşmadan gitmek, Allah birden cezalandırmayıp mühlet vermek, yazı kağıdı, dürülmüş  bükülmüş nesne, yol, arabulucu, tedrici, 

ZELLE : ذل

Hor ve hakir olmak, zayıf olmak, önemsiz, aşağılama, biçare, zelil olmak, zorluğu güçlüğü gidermek, boyun eğmek, itaat etmek, alçak gönüllü olmak, mağlup olmak, yumuşak olmak, ezik,küçülme.

Önceki Sonraki

Yorum Yapınız

Güvenli Kodu : Güvenlik Kodu