Okuyuş

YUNUS SURESİ 18. AYET

YUNUS SURESİ 18. AYET

13.01.2018

وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَؤُلاء شُفَعَاؤُنَا عِندَ اللّهِ قُلْ أَتُنَبِّئُونَ اللّهَ بِمَا لاَ يَعْلَمُ فِي السَّمَاوَاتِ وَلاَ فِي الأَرْضِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿١٨

Allah’ın berisinden kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda verecek şeylere ibadet/kulluk ediyorlar. “İşte şunlar Allah’ın yanında bizim şefeatçilerimizdir.” diyorlar. De ki “Yerde ve göklerde Allah’ın bilmediği şeyleri ona haber mi veririyorsunuz? O  onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.”

Kelime Açıklamaları

DARARA : ضر

Zarar vermek, mecbur etmek, bir şeye icbar etmek, zorlamak, mala nefislere isabet eden noksan ve hasar, ziyan, hastalık, sıkıntı, darlık, özür, zaruret, meşakkat, zorunlu, fakirlik, hastalık, kötü durum, darlık

NEFEA :نفع

ayda vermek, faydalandırmak, baston, asa, avantaj, yararlanma hakkı, yere tohum ekmek.

ŞEFEA: شفع

Bir iltimasçı ve aracı ile müracaat etmek, dilek dilemek, yardım etmek, teki çift kılan, bir sağımda iki kabı dolduran deve.

SEBEHA: سبح

Denizde, gölde veya ırmakta yüzmek, planör, yüzücü. dinlenmek, uzak gitmek, uzaklaşmak, namaz kılmak, kuvvetli şiddetli ve metin olan şey, Allah’ı takdis ve  tenzih etmek, dua.

ŞERİKE : شرك

Ortağı olmak, şerik koşmak, sosyalizm, şirk, hisse, birden fazla tanrıya inanmak,   müşterek, umumi, abone, birden fazla anlamlı, iki malın birbirine karşılaştırılması, müşrik, ortakların her biri.

NEBEE: نبئ

Yüksek olmak, haber vermek, hafifçe seslenmek, haber iletmek, bildirmek, soruşturmak, yeni olay, bir yerden diğer yere  girip çıkan açık ve geniş yol, peygamber, yüce olmak, bilgi vermek,

Önceki

Yorum Yapınız