Okuyuş

TEVBE SURESİ 127. AYET

TEVBE SURESİ 127. AYET

16.12.2017

وَإِذَا مَا أُنزِلَتْ سُورَةٌ نَّظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ هَلْ يَرَاكُم مِّنْ أَحَدٍ ثُمَّ انصَرَفُواْ صَرَفَ اللّهُ قُلُوبَهُم بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لاَّ يَفْقَهُون

Bir sure indirildiği zaman “Bir kimse sizi görüyor mu?” diye onlardan bazısı bazısına nazar etti. Sonra çevrildiler. Onların fıkıh etmez bir topluluk olmaları sebebiyle Allah da onların kalplerini çevirdi.

Kelime Açıklamaları

NEZELE : نزل

Yukarıdan aşağı inmek, bir iş başa gelmek, terk etmek, vazgeçmek, saldırmak, hücuma geçmek, bir yere konaklamak, misafir, nezle, tedrici, azar azar inmek, inzal , makam, rütbe, itibar, yukarıdan düşmek, inmek.

NEZERA : نظر

Bakmak, göz atmak, görmek, derinlemesine bakmak, bir işi iyiden iyiye düşünüp taşınmak, aralarında hükmetmek, korumak, gütmek, kulak verip dinlemek, borçluya mühlet vermek, süre tanımak, tartışmak, münazara etmek, beklemek, ummak, sabretmek, ayna, teleskop, nazar, görüş, görme, basiret, dürbün,  bekleme odası, bir şeyi diğer şeye benzer nazir kılmak, beklemek, gözetleyen, müdür, idareci, feraset, vekillik, görüş, görme, basiret, nazariye.

SARAFE : صرف

Bir şeyi çevirmek, bir halden başka hale çevirmek,  döndürmek, işçiye yol vermek, harcamak, kelimeleri birbirinden çekim yapıp türetmek, açıklamak, beyan etmek, işe yön vermek, idare etmek,  ayrılmak, vazgeçmek, terk etmek, sarraf, halis, sırf, tecrübeli görmüş geçirmiş, tövbe,

FEKAHE : فقه

Birine ilimde galebe etmek, fakih olmak, anlayışlı, şeriat ilmini bilir olmak, bir şeyi gereğince anlamak, öğretmek, bildirmek, fıkıh tahsil etmek, anlayış, zeka, mütehassıs.

Önceki Sonraki

Yorum Yapınız