Okuyuş

NAHL SURESİ: .112. AYET

NAHL SURESİ: .112. AYET

10.03.2020

وَضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ اٰمِنَةً مُطْمَئِنَّةً يَأْت۪يهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِنْ كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِاَنْعُمِ اللّٰهِ فَاَذَاقَهَا اللّٰهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ

Allah şöyle bir kenti misal olarak anlattı: Güven, huzur içinde idi; her yerden rızkı bol bol kendisine geliyordu. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, bunun üzerine yaptıklarından ötürü Allah ona açlık ve korku elbisesi tattırdı.

Kelime Açıklamaları

TAMENE: طمن

Sarsıntıdan-endişeden sonra sükûna ermek, bir şeyi kararlaştırıp oturaklı kılmak,  teskin etmek, mustarip ve rahatsız iken sakinleşmek, emniyet, selamet, güven, itimat, mutmain, tatmin, eski yaptığını terk etmek, düz basık arazi

MESELE:مثل

Ayak üzerinde dikilip durmak, yerinden ayrılmak, benzemek, bir şeyi bir şeye benzetmek, nazir, denk, temsil etmek, piyer vs.yi oynamak, aktör, Bir şey kurmak, bir şeyleri taklit etmek, bir atasözü uygulamak, iyileşme, bir emre uyma, itaet etmek, yolundan gitmek, heykel, faziletli olmak, benzerlik, benzerlik veya eşdeğer olma

HÂFE:خاف

Korkmak, endişe etmek, uyanık ihtiyatlı olmak, bilmek, bir şeyi azar azar eksiltmek, savaş, kıtal, tehlikeli yerler, yollar,  dehşete düşmek, korkuyu başkasına geçirmek, azalan ya da az ya da alıp götürmek, küçükten küçüğünü bir şeyden almak, bir şeyin yanından almak, katletmek ya da savaşmaktan korkmak. ..

ZÂKA:ذاق

Tatmak, tadına bakmak, denemek, hissetmek, tutmak

SANEA: صنع

İşlemek, güzel işlemek, iş yapmak, işinde mahir, meslek, sanat, sanatçı,  zanaat, sentetik, endüstriyel, ihsan, hayır, davet, ziyafet.üretim,  fabrika, atölye.

EMENE: امن

Korkusuz ve asude olmak, emin olmak, güvenli olmak, mü’min, iman eden,  birine bir hususta itimat etmek, güvenmek, inanılır mutemet olmak, boyun eğmek, itaat etmek, temin etmek, emanet,  himaye etmesini istemek, bir şeyi koruyup kollayan, itimatlı, kafirin karşıtı.

KARAYE: قرى

Dişi apse yapıp avurdu şişmek, toplamak, biriktirmek, misafiri ağırlamak, bir şeye sarılıp üzerinde durmak, bir işin ardına düşüp araştırmak, insanlarla dolu yer,ülke,kent,şehir,  köy, köylü, Mekke ve taif, sırt, yüksek tepe başı, su toplana havuz, adet, töre.

DARABE: ضرب

Vurmak, bir şeyi diğer bir şeye vurmak, bir kimseyi salıvermeyip tutmak, mühürlemek, şekil, çarpma, vurma, darbı mesel, anlatım, misal, gaza ticaret vs. için diyardan çıkıp gitmek, geçip gitmek, ifsat etmek, çalkanmak, eliyle işaret etmek, aralarını bozmak

LEBİSE: لبس

Bir işi şüpheli içinden çıkılmaz hale koymak için karıştırmak, elbise giymek, sineye çekmek, bir şey, bir şeyi örtmek bürümek,  bulamak, elbise, iman, haya yahut ameli salih, zırh, gece, müphem

CÂA-CEVEA : جاع

Acıkmak, iştahı olmak, özlemek, tenha, ıssız çöl,  aç kalmak, kıtlık, aç

RAĞADE: رغد

Yaşam bol ve dirlikli olmak, geniş konforlu yaşam, uykudan uyuşukluktan uyanmak, çokluk, bolluk, rahatlık üzere olan yaşam, bahçe, hayvanı otlağa salıvermek, rengi veya hali değişmek.*

Önceki Sonraki

Yorum Yapınız

Güvenli Kodu : Güvenlik Kodu