Okuyuş

MERYEM SURESİ 22-26. AYETLER

MERYEM SURESİ  22-26. AYETLER

28.02.2021

فَحَمَلَتْهُ فَانْتَبَذَتْ بِه۪ مَكَانًا قَصِيًّا(22

 

فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ قَالَتْ يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا وَكُنْتُ نَسْيًا مَنْسِيًّا(23

 

فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا اَلَّا تَحْزَن۪ي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا(24

 

وَهُزّ۪ٓي اِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّاۘ(25

 

فَكُل۪ي وَاشْرَب۪ي وَقَرّ۪ي عَيْنًاۚ فَاِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ اَحَدًاۙ فَقُول۪ٓي اِنّ۪ي نَذَرْتُ لِلرَّحْمٰنِ صَوْمًا فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِيًّاۚ(26

22 .   Ona hamil oldu/onu yüklendi ve bu onun ile uzak bir yere çekildi.

23.  Mehaz onu, hurma dalına doğru sürükledi. “Keşke daha önce ölseydim de unutulup gitseydim!” dedi.

24.  Onun tahtından ona nida etti: "Üzülme Rabbin tahtını seriye kıldı.

25.  Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine olmuş, taze hurma dökülsün.

26.  Haydi, ye, iç; gözün aydın olsun. Beşerden birini görürsen de ki ‘Rahman’a savmı/tutmayı adadım; bugün tek bir insanla bile konuşmayacağım.’”

Kelime Açıklamaları

SEKATE : سقط

Düşmek, sukut etmek, imtihanda kalmak, ay ve yıldız batmak, sözünde hata etmek, gözden düşüp hakir olmak, bir yere konmak, çıkarmak, atmak, düşük, değersiz, itibarsız kimse, eksik, düşen şey, kar, gökte yağan kırağı, kanat, şelale.

NESÂ: نسا

Bir şeyi terk etmek, bir şeyi unutmak, unutturmak, iş işleyen işini terk etmek, birinin siyatik sinirine vurmak, kadınlar, unutulmuş izi silinmiş şey, kavmi arasında değersiz sayılan adam,kadınlar anlamında imraetü kadın kelimesinin çoğuludur, feminizm.

HAMELE: حمل

Harpte düşmana hücum etmek, kefil olmak, hamile, hamal, taşımak , sabretmek, yük, takat getiremeyeceğini yüklemek, zulmetmek, güvenmek, itimat etmek, tahammül etmek, göç, selin getirdiği çer çöp, ağacın kökü, damarı, kapasitesi, dayanılmaz, çekilmez.

TEHATE: تحت

Alt, aşağı, altında, bir şeyi kımıldatmak, hareket ettirmek, ayak sesi, el altından. 

HEZENE:حزن

Üzmek, kederlendirmek, yer sert ve engebeli olmak, sağlam kuvvetli bağlamak, gamlı kılmak, hüzünlü görünmek, muamelesi sert kişi, üzüntü ,gam tasa, keder, trajedi.

NEZERA:نذر

Bir şeyi üzerine gerekli kılmak,, adamak, nezredilen.kişinin kendisi için zorunlu olmayan bir şeyi olması için kendisine zorunlu kılmasıdır,  adamak, adanmak, bir şeyi bilip sakınmak, ihtiyatlı davranmak, korkutmak, sakındırmak, dikkat çekip bildirmek,

KARARA:قر

Bir yerde sabit ve mukim olmak, sevinmek, gözü aydın olmak, üzerine su dökmek,  bir yerde sabit yapmak, sakinleşmek, kararlaşmak,  itaat etmek, kabul etmek, razı olmak, kalbi mesrur olmak, bir şeyi bir yere yerleştirmek, kıta, düz ve geniş arazi, karargah, kesinleşmiş,  sonuç.

EKELE:اكل

Yemek yemek, yiyip bitirmek, tüketmek, aşındırmak, ömrünü yemek bitirmek, kavmin arasını bozmak, ateşin alevi şiddetlenmek, kaşıntı, uyuz illeti, yalana kulak verip haram yemek, geniş rızık, obur, bıçak, kamçı, ürün, yemiş.

CÂE: جاء

Geliş, getiriliş, rahat bir şekilde gelmek, getirmek, yağmur yağmak, iş yapmak, ortaya koymak, uymak, uygun gelmek, varmak, ulaşmak, beyan etmek, yapmak, başarı ile tamamlamak.

SERAYE:سرى

Geçmek, gitmek, geceleyin gitmek, gece yürüyüşü, yürümek, kan damarlarda cereyan etmek, ağacın kökü yer altında yayılmak, üzüntü geceleyin gelmek, yola gitmek, bir şeyi seçmek,  akan bir nehir, makam olarak yükseklik, yüksek yer, saklamak, küçük nehir.

CEZEA: جزع

Kesmek, genişliğine kesmek, ipi ortadan kesmek, kişiyi işinden aşından alıkoyan hüzün, hüzünlenmek, gelen şeye sabredemeyip telaşlanmak, umutsuz olmak, parça parça etmek, kırılmak, taksim etmek, vadi kıvrımı, vadinin ortası, geceden bir bölüm, ağaç topluluğu, hurma koruğu, az su kalmış havuz, alacalı.Kök. asıl; kütük, gövde, hurma gövdesi, devamlı olmayan, delikanlı, genç adam, yeni henüz başlayan, kameri ayın son üç gecesi, hurma ağcı, hurma ağcı dalı.

KASÂ: قصا

Uzak olmak, uzaklaştırmak, bir şeyin nihayetine varmak, derinliğini incelemek, araştırmak, daha uzak, taraf, kenar, uzak vadi kenarı, son nokta, iş göremeyen deve. 

NEHALE : نخل

Bir şeyi elemek, seçmek, bulut kar ve tipi yağdırmak, bir şeyin iyisini seçmek,  kalbur, elek, hurma, tabiat, seciye, nasihat.

NEBEZE : نبذ

Almak dışarı atmak, bir şeyin herhangi bir değeri olmadığında gözden çıkarılması, elden çıkarıp atmak, bozuşup ayrılmak, muhalefet etmek, tenha, sakin yer, ayrıldı, çekildi, az ve değersiz şey, terk etme, ihmal, köşe, taraf, uyulmayan emir.   insanlardan uzaklaşmak ,bir kenara bir köşeye çekilmek(üzümden, hurmadan) şıra yapmak, sıkıp suyunu çıkarmak:

MEHAZA : مخض

Bir şeyi şiddetle sallamak, iyiden iyiye düşünüp taşınmak, sütün yağını çıkarmak, kuvvetlice sallamak, çalkalamak, Su akacak yer, su mecrası, Bir eser yazılırken başvurulan kaynak, hamilenin doğumu yaklaşıp  sancıları başlamak, doğumu yaklaşmak.

HEZZE : هزز

Bir şeyi hareket ettirmek,silkmek, kuvvetle sallamak, teşviş ve tahrik etmek, neşelenmek, coşmak, bitki uzayıp boylanmak, sarsıntı, titreşim, deprem,  gök gürültüsü, ses, şok olmak, savurmak, titremek, müteessir olmak, kargaşa, karışıklık, uğultu.

RATABE :.رطب

Hurma taze ve olgun olmak, bir şey  yaşarmak, ıslanmak, yaş olmak, yumuşak,  kuru olmayan, higrometre nem ölçer,

CENEYE : جني

Günah işlemek, günaha sürüklenmek, meyve koparmak, meyve olgunlaşıp devşirme zamanı gelmek, hurmayı aşılayan, üzüm, mantar, ot, yaş hurma, suçlu, suça irtikap eden, bir adama işlemediği suçu atmak.

SÂME : صام

Bir işten kendini tutmak, geri durmak, kendini alıkoymak, belli vakitlerde yeme ,içme , arzu ve isteklerden geri durmak, oruç tutmak, susmak, sukut, durgunlaşmak.

Önceki Sonraki

Yorum Yapınız

Güvenli Kodu : Güvenlik Kodu