Okuyuş

İSRA SURESİ 44-46. AYETLER

İSRA SURESİ 44-46.  AYETLER

10.06.2020

تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ وَلٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْب۪يحَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حَل۪يمًا غَفُورًا(44

 

45)وَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ حِجَابًا مَسْتُورًاۙ

 

وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرًاۜ وَاِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْاٰنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ نُفُورًا(46

 

44.  Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih eder/ediyor. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlayamayacaksınız. O, halimdir/olgun/oturaklı/vakarlı, çok bağışlayandır.

45.  Kur'an okuduğun zaman seninle, ahirete/geleceğe inanmayanların/güvenmeyenlerin arasına örtücü/perdeleyici bir engel kıldık.

46.  Onların kalbleri üzerine ekinne, kulaklarına da bir ağırlık kıldık. Kur'an'da Rabbinin vahdetini andığın/değerlendirdiğin zaman arkalarına dönüp kaçarlar/arkaları üzere kaçmayı veli edinirler.

Kelime Açıklamaları

NEFERA : نفر

Bir şeyden usandıktan rahatsız olduktan sonra başka yere kaçmak, toptan savaşa çıkma, seferberlik, savaşa çıkan topluluk, bir şeyden korkup kaçmak, tiksinmek, nefret etmek, yüz çevirmek, insanlar bir iş için birden gitmek, hacılar Mina’dan Mekke’ye akın etmek- dağılmak, bir şeye doğru sürat etmek, üstün gelmek, düşmanlaşmak, fıskiye, parti, cemaat, soğutmak.

FEKAHE: فقه

Birine ilimde galebe etmek, fakih olmak, anlayışlı, hazır bir bilgi ile gaib bilgiye ulaşmak, şeriat ilmini bilir olmak, bir şeyi gereğince anlamak, öğretmek, bildirmek, fıkıh tahsil etmek, anlayış, zeka, mütehassıs, şeriat ilmini bilir olmak.

KALEBE: قلب

Bir şeyin altını üstüne getirmek, alt üst etmek, bir şeyi geriye döndürmek, çevirmek, denemek, tecrübe temek, inkılap, devrim, değişme, kalp, bir şekilden başka şekle çevrilmesi , döndürülmesi, bir işi bırakmak, geri dönmek, çekilmek, hile ,entrika, suyu hiç bitmeyen kuyu, burma bilezik.

HAMEDE : حمد

Övmek, razı olmak, hakkını ödemek, teşekkür etmek, bir şeyi takdire layık yapmak, darılıp öfkelenmek, şükür, rıza, hoşnutluk,

VELEYE : ولى

Bir şeye yaklaşmak, idare etmek, düzenlemek işini üzerine almak, yardım etmek, birini bir işe vali kılmak, idaresini ona  bırakmak, iki şeyi bir biri ardınca olmak, biriyle dostluk yapmak sevmek, geri dönmek yüz çevirip terk etmek, veli edinmek, daha layık uygun yakın, rab, efendi, aziz, evliya, bir işin otoriteri.  vasiyet ve tavsiyede bulunmak, vasi, veli, vali, vilayet, hüküm, soy-din-dostluk-mekan ve yardımlaşmada yakınlık anlamındadır.

DEBERA : دبر

Ölmek, peşinden gitmek, geride bırakmak, bir işin akıbetini düşünüp taşınmak, başında göremediğini sonunda görüp anlamak, hezimet, her şeyin sonu, sırt, arka, sonu, encamı, işi idare etmek, sonu düşünmek, tedbir almak

KARAE:قرا

Okumak,Kuranı kerim, mütalaa etmek, incelemek,  bir şeyi biriktirip bir birini zam ve ilhak etmek, bir araya getirmek, bir şeyi araştırmak, tahkik etmek, tilavet, tilavet olunan satır ve sahife, seferinden geri dönmek, toplamak, harf ve kelimeleri bir araya toplamak, ders.

SEMÂ:سما

Bir şey yükselmek, uzamak, isim koymak, yarışmak, birbirleriyle yarışmak, ün, isim, şöhret, yüksek ali makam, sema, gök, yukarı, yörünge, tavan. alamet, nişan, yücelikle tastif etme. yüce, yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, isim, sıfat, nitelik;  bulut, yüksekte olan her şey, yağmur, atın sırtı

EMENE: امن

Korkusuz ve asude olmak, emin olmak, güvenli olmak, mü’min, iman eden,  birine bir hususta itimat etmek, güvenmek, inanılır mutemet olmak, boyun eğmek, itaat etmek, temin etmek, emanet,  himaye etmesini istemek, bir şeyi koruyup kollayan, itimatlı, kafirin karşıtı.

VEHEDE: وحد

Tek kılmak, yalnız kalmak, biricik olmak, Allah’ın birliğine iman etmek,  eşsiz, vahdaniyet sahibi, cenab-ı hak, tek, eşsiz, matematikte birler hanesi, Pazar günü, korumak, birlik, ittihat.

KENNE : كنن

Bir şeyi örtüp saklamak, gizlemek, bir şeyin perdelenip gizleneceği sütre, örtü, ateş ocağı, barınak, kapalı, korunak, ok kılıfı, perde, gölgelik, ev, oda, muhafazalı, gözlerden uzak gizli.*

HACEBE : حجب

Engel olmak, perde, örtü, herhangi bir şeye ulaşılmasına engel olmak, örtmek, set, güneş batıp gözden kaybolması, hacip, mirastan yahut girmekten alıkoymak, örtünmek, gizlenmek, kapıcı, sabahın belirtisi başlangıcı, , âmâ, kör, bir şeyin başlangıcı

VEKARA : وقر

Kulağı ağır işitmek, duymamak, sağırlaştırmak, ağırlık,vakur ve ağır başlı olmak, hilim, heybet, muhteremlik. kemiği parçalamak, eşek veya katır yükü, oturmak, kırmak

SETERA : ستر

: Bir şeyi örtmek, perde, kendisiyle örtülen şey, siper, gizli, bir şeyi gizleyip örtmek,  düşmanlığı açıklamamak, bir şeyin içine veya arkasına gizlenmek, korku, utanma, ceket, iffetli, kalkan, çok dallı ağaç.

Önceki Sonraki

Yorum Yapınız

Güvenli Kodu : Güvenlik Kodu