Okuyuş

TEVBE SURESİ 120. AYET

TEVBE SURESİ 120. AYET

01.12.2017

مَا كَانَ لِاَهْلِ الْمَدينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُمْ مِنَ الْاَعْرَابِ اَنْ يَتَخَلَّفُوا عَنْ رَسُولِ اللّٰهِ وَلَا يَرْغَبُوا بِاَنْفُسِهِمْ عَنْ نَفْسِه ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ لَا يُصيبُهُمْ ظَمَاٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ في سَبيلِ اللّٰهِ وَلَا يَطَؤُنَ مَوْطِئًا يَغيظُ الْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَيْلًا اِلَّا كُتِبَ لَهُمْ بِه عَمَلٌ صَالِحٌ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُضيعُ اَجْرَ الْمُحْسِنينَ ﴿120﴾

Ne Medine halkının ne de onların çevresinde bulunan Arapların, Allah’ın elçisinden geri kalmaları ve onun nefsinden önce kendi nefislerini düşünmeleri onlara yakışmaz. Çünkü Allah yolunda uğrayacakları bir susuzluk, bir yorgunluk, bir açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere ayak basmaları, düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları durumunda kendileri için sulh edici bir amel muhakkak yazılacaktır. Allah güzel davrananların ücretini zayi etmez.

Kelime Açıklamaları

RAĞABE : رغب

Çok obur ve iştahlı olmak, bir şeyi sevip bir şey geniş olmak, zengin olmak, malı çok olmak, dilemek, özlemek, üzerine pek düşmek, kendini üstün görerek yüz çevirmek, vazgeçmek, tenezzül etmemek, genişlemek, rağbet ettirmek, arzu ettirmek.

ZAMEE : ظمئ

 Susamak, susuzluğu artmak,  bir şeyi özlemek, rutubetsiz sıcak rüzgar, atı yormak zayıflatmak.

NESABE : نصب

Bir şeyi dikmek, nasip alameti koymak, tayin etmek, yorulmak, bitkin düşmek, dikilmek, kalkmak, yola dikilen belirti taşı, nişan, makam , görev , vazife, dolandırıcı, hilekar, hırsız, tapınmak için dikilen put, dert, illet, hastalık, abide, anıt, milli piyango, bıçağa sap yapmak, hile yapıp kandırmak

HAMESE : خمص

Karın acıkmak, açlık birini zebun(güçsüz, aciz) edip karnını çökertmek,  bir kimsenin hakkını vermek ve uzaklaşmak, aç millet, açlık

VETEE : وطئ

Bir şeyin apaçık basık düz düzgün olmasıdır,   çiğnemek, basmak, binmek, bir şey hakkında birine muvafakat etmek, bir şeyi hazır amade kılmak, ayağıyla çiğnemek, yolcular, şilte, döşek, yakalama, baskı, sıkıştırma.

ĞÂZA : غاظ

Darıltmak, öfkelendirmek, gazaba getirmek, hiddetlenmek, öfke, hışım, günün ortasının sıcağı artmak, meşakkat, ateş yanarken sesi duyulmak

Önceki Sonraki

Yorum Yapınız