Okuyuş

KEHF SURESİ 21-26. AYETLER

KEHF SURESİ  21-26. AYETLER

18.10.2020

وَكَذٰلِكَ اَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُٓوا اَنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاَنَّ السَّاعَةَ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۚ اِذْ يَتَنَازَعُونَ بَيْنَهُمْ اَمْرَهُمْ فَقَالُوا ابْنُوا عَلَيْهِمْ بُنْيَانًاۜ رَبُّهُمْ اَعْلَمُ بِهِمْۜ قَالَ الَّذ۪ينَ غَلَبُوا عَلٰٓى اَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِمْ مَسْجِدًا (21

 

سَيَقُولُونَ ثَلٰثَةٌ رَابِعُهُمْ كَلْبُهُمْۚ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًا بِالْغَيْبِۚ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْۜ قُلْ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ بِعِدَّتِهِمْ مَا يَعْلَمُهُمْ اِلَّا قَل۪يلٌ۠ فَلَا تُمَارِ ف۪يهِمْ اِلَّا مِرَٓاءً ظَاهِرًۖا وَلَا تَسْتَفْتِ ف۪يهِمْ مِنْهُمْ اَحَدًا۟ (22

 

وَلَا تَقُولَنَّ لِشَا۬يْءٍ اِنّ۪ي فَاعِلٌ ذٰلِكَ غَدًاۙ (23

 

24) اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۘ وَاذْكُرْ رَبَّكَ اِذَا نَس۪يتَ وَقُلْ عَسٰٓى اَنْ يَهْدِيَنِ رَبّ۪ي لِاَقْرَبَ مِنْ هٰذَا رَشَدًا

 

25) وَلَبِثُوا ف۪ي كَهْفِهِمْ ثَلٰثَ مِائَةٍ سِن۪ينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا

 

قُلِ اللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا لَبِثُواۚ لَهُ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اَبْصِرْ بِه۪ وَاَسْمِعْۜ مَا لَهُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَلِيٍّۘ وَلَا يُشْرِكُ ف۪ي حُكْمِه۪ٓ اَحَدًا (26

21.  Bu suretle de kendilerine vukuf peyda ettirdik ki , Allah'ın va'dinin gerçek olduğunu ve  saatinde asla şüphe olmadığını bilsinler. O sırada kendi aralarında onların durumlarını tartışıyorlardı: "Onların üstüne bir bina yapın!" dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onların işine galip gelenler: "Elbette biz bunların üzerine bir mescid ediniriz" dediler.

22. Görülmeyene taş atar gibi: "Onlar üçtür, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler; "Beştir, altıncıları köpekleridir" diyorlar. Gayba dayalı taşlamalar yapıyorlar. "Yedidir, sekizincileri köpekleridir.” diyorlar. De ki: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Az bir şey dışında onlar bilmezler. artık bunlar hakkında kimse ile zâhiri bir münakaşadan başka münakaşa etme ve onlar hakkında bunlardan hiçbirine bir şey sorma.

23.  Hiçbir şey için "Bunu yarın yapacağım" deme.

24.  Ancak "Allah dilerse. " Unuttuğun zaman Rabbini an/hatırla ve "Rabbimin şu işten rüşde daha yakın olayım diye beni hidayetlemesi/rehberlik yapması umulur" de.

25.  Mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Dokuz da ilave ettiler.

26.  De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O ne güzel görendir/basiret edendir, ne güzel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. Ve O, kendi hükmüne kimseyi ortak etmez.

Kelime Açıklamaları

ZÂDE : زاد

Artmak, çoğalmak, müzayedede fiyat artmak, zait yeterinden fazla, gerekli değil, apandisit çıkıntısı, apandisit, diyafram, ziyade, ilave, fazla artırma, ileri gitme.

NESÂ: نسا

Bir şeyi terk etmek, bir şeyi unutmak, unutturmak, iş işleyen işini terk etmek, birinin siyatik sinirine vurmak, kadınlar, unutulmuş izi silinmiş şey, kavmi arasında değersiz sayılan adam,kadınlar anlamında imraetü kadın kelimesinin çoğuludur, feminizm.

ĞÂBE: غاب

Kaybolmak, gayb, muvakkaten yok veya uzak olmak, uzaklaşmak, gizli kalmak, bir şey diğer şey içinde kaybolmak, unutmak, yolculuk etmek, gizli olmak, ağacın kökünden yer altına nüfuz eden damarlar, kuyunun dibi, şek, şüphe, görünmeyen şey, gıyabında, gizli  gerçeklik,  gıybet etmek, görünememe, belirsiz

KARABE : قرب

Kılıca kın yapmak, yaklaşmak, yakın olmak, akrabalık yakınlık., bir şeyi yaklaştırmak, yaklaşmaya çare aramak, bir vesile ile yakınlık istemek, ibadet, taat, iyilik

BENEYE : بنى

 Bina yapmak, duvarını kurmak, yerin üzerinde ev yapmak, sözüne güvenip izinden gitmek, erkek çocuğu olmak,erkek,çocuk, evlenmek, ademoğlu, binanın esası, cisim, bina, yapı, fıtrat, ana caddeden ayrılan küçük yollar.

RÂBE: راب

Birini şüpheye düşürmek, şüphelenmesine sebep olmak, endişelendirmek, suizan, bir şey hakkında zanda bulunup sonra onun açığa çıkması, inancın zayıflığı, rahatsız, taciz etmek, zan, şek, şüphe, kuşku, töhmet, bela, musibet.

SECEDE: سجد

Huşu tevazu ve tezellül ile boyun eğmek, alnını yere koymak, başını aşağı indirip eğilmek, mescit, cami, yeryüzü, hizmet, Kâbe, secde edilen her yer

SEMİA: سمع

Kulağı işitmek, dinlemek, sözü anlamak, duyurmak işittirmek, bir söze kulak verip dinlemek, aralarında ayıbı kusuru yaymak, hay hay baş üstüne, şöhret, vahye dayanan bilgiler, stetoskop.

LEBESE: لبث

Bir yerde eğlenip durmak, yerden ikamet etmek , ona bağlı kalmak, birini gecikmiş bulmak, yolda vs.de çok kere duran kişi, kurup çekmesi zor olan yay. gecikmek, katlanmak, kalmak, duraklatmak, beklemek ,durdurmak

SÂA: ساع

Zayi olmak, kaybolmak, helak olmak bir saatten diğer saate geçmek, meşakkat, zorluk, saat, vakit  tayin eden, şimdi, kıyamet, 

BASARA:بصر

Kesmek, görebilecek miyim diye bakmak, bir şeyi bilmek, görür olmak,kanıtlanmış,  görüş sahibi olmak, bir işi birine açıkça anlatmak, aydınlatıcı, bildirmek, gereği gibi düşünce ve mülahaza idrak edip bilmek, hayır veya şer olduğunu anlamaya gayret etmek, işinde dininde basiret ve görüş sahibi olmak, görme kuvveti, göz, alim, anlayan 

ZEKERA:ذكر

Bir şeyi zihninde tutmak, değerlendirmek, değer olarak ortaya koymak,  ezberlemek, hatırlamak, unuttuktan sonra hatırlamak, anmak, yad etmek, Allah’a sena ,tesbih etmek, zikretmek, erkek,  bir kelimeyi müzekker kılmak, görüşmek, müzakere etmek, pasaport, reçete, sağlam söz, sertifika.

HAKEME:حكم

Allahü tealanın isimlerinden , kadı , hakim olmak, hikmetli olmak, ilim,  hayır ve şerle cezalandırıcı, amir , buyuran , emir edici , buyurucu , ferman edici olan , işleyici , emreden , bir memleketi idare eden adam , hakim, yargıç, efendilik , hükümranlık , hakimiyet , egemenlik , ululuk , bir kimse kendi kavmi arasında ulu ve azim olmak, egemen , hakim , her şeyi hükmü ve kontrolü altına alan , emin kılan , koruyan , hıfzedici .

NEZEA:نزع

Bir şeyi yerinden koparıp çekmek, biriyle çekişip münakaşa etmek, elbisesini çıkarmak, soymak,kavga etmek,  mücadele etmek, ihtilaf edip bir birine düşmek, birini azletmek, bir şeye doğru gitmek, davet etmek, bir şey yerinden çıkmak, sökülmek, husumet.

MERAYE: مرى

Hakkını inkar etmek, rüzgar buluttan yağmur yağdırmak, biriyle mücadele ve münazara etmek, bir şeyde tereddüt etmek, şek ve şüphede bulunmak, Meryem, birine muhalefet edip karşı çıkmak.

RAŞEDE: رشد

Doğru yolu bulup girmek,muvaffakıyyet, başarı, sulûk eylemek, irşad etmek, çocuğun reşit olduğuna karar vermek, danışmak, hak yolunda müstakim olan, akıllı, baliğ olan, erginlik, reşitlik, mürşit, delil, vaiz, rehber.

RACEME:رجه

Taşla öldürmek, birine  taş atmak, sövmek, lanet etmek, kovmak, bir şeyi tamamen terk etmek, zanla konuşmak, kötü zanda bulunmak, kabir taşı dikmek, biriyle sözde-cenkte- koşmakta çok aşırı yarışmak, birini savunup himaye etmek, taşlaşmak, delilsiz, meteor, çirkin sözler, hakikati kesinlikle bilinmeyen haber-söz vs., melun

ZAHERA:ظهر

Bir şey gizliyken açığa çıkmak, galip olmak, ele geçirmek, açık olmak, haberdar olmak, galip olmak, ele geçirmek, kahretmek, sırtının arkasına koymak, yardımlaşıp arka çıkmak,  desteklemek, aldırmayıp ihmal etmek, bir şey ayan aşikar kılmak, ilan etmek, izhar etmek, karısına zihar  yapmak, bir işe vakıf olmak, himaye etmek, öğle vakti, arka, sırt, bir işe vakıf olmak, birinin kavmi

ĞADÂ : غدا

Sabah vakti gelmek veya gitmek, erken davranmak, sabah kahvaltısı, gıda, öğle yemeği, bir işi erkenden yapmak, yarın, fecir vaktiyle güneşin doğma vakti arasındaki zaman.

FETEYE: فتى

Kerem ve cömertlikte üstün gelmek,fetva,fetva, görüş,  delikanlı yiğit olmak, kızın çocukluk çağının geçtiği hükmolunmak, genç yiğit olmak,  hizmetçi, uşak,  , köle, cariye,, genç kız veya kadın.

ASERA : عثر

Kayıp düşmek, bedende damar atmak, rastlamak, muttali olmak, haberdar etmek, buldurmak, şansı bahtı kötü olmak, sırra vakıf olmak, tehlikeli yer, cihat, harp, sürçme, birini düşürmek için çukur, şer, gevşek ve yarını düşünmeyen kişi, yalan söz.

ĞALEBE : غلب

Birine galip gelmek, yenmek, zafer kazanmak, üstün olmak, yerin ağaçları çok ve sık olmak, ot, Çimen, insanlar çok olmak, kalın boyunlu, yüksek tepe,  aslan, çoğunluk,

Önceki Sonraki

Yorum Yapınız

Güvenli Kodu : Güvenlik Kodu